Bargilya Tuzla Sulak Alanın’da “Yetkisiz” ama “İzinli” Dolgu…
Latmosder, Yaban Hayatı Eylem Grubu, Yaban Vakfı ve Bargilya S.O.S. paydaşları, Bargilya Tuzla Sulak Alanı’na geçtiğimiz günlerde yapılan dolgu alanında bir araya gelerek, 4167 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescil edilmiş alana moloz ve hafriyat dökülmesine tepki gösterdi..
Sokak TV
Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan ve flamingoların cenneti olarak bilinen Bargilya Tuzla Sulak Alanı’na dökülen moloz ve hafriyat, çevre ve yaşam savunucularının tepkisine neden oldu. Latmosder (Latmos Bütünlüklü Koruma ve Geleceğe aktarma Derneği), Yaban Hayatı Eylem Grubu, Yaban Vakfı ve Bargilya S.O.S. paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, alanın korunması ve yapılan müdahalenin sonlandırılması istendi.
Çevreciler adına söz alan Yaban Hayatı Eylem Grubu Başkanı ve Emekli Büyükelçi Ahmet Süha Umar, alanın Cumhurbaşkanlığı kararıyla kesin koruma alanı ilan edildiğini hatırlatarak, suyu belli bir sınır içinde tutmak amacıyla toprak dökülerek yapılan seddenin hemen kaldırılması ve sulak alanın doğal sınırlarına kavuşması gerektiğini vurguladı. Bölgede yaşayan üretici köylüler ise tuzlu suyun tarım ve hayvancılık alanlarına zarar vermesini önlemek için müracaat ettiklerini ve yapılan sedde için gerekli izinlerin alındığını iddia etti.
Alanla ilgili asıl yetkinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda olduğunu ifade eden Umar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından verilen iznin yetki açısından yetersiz olduğunu ifade etti.
“OLMAYAN BİR YETKİ İLE BU İZNİ NASIL VERDİNİZ?”
Umar, yetkililerle yaptığı görüşmeleri aktararak, “Bana ‘biz oradan sorumlu değiliz, bizim orada yetkimiz yok’ dediler. Peki yetkiniz yoksa olmayan bir yetkiye dayanarak böyle bir izni nasıl verdiniz dedim, cevap vermediler” ifadelerini kullandı ve görüşmenin ardından sulak alanın ortasına sedde çeken hafriyat kamyonlarının alandan çıkarıldığını aktardı. Umar, “Bu izin verilmesi ve göz yumulması mümkün olmayan kanunsuz bir müdahaledir. Bu seddenin her şeyden önce kaldırılması ve sulak alanın sınırlarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.
KÖYLÜLER: “SET ZATEN VARDI”
Bölgede yaşayan köylüler, yapılan dolgunun sulak alanı yok etmek amacı taşımadığını belirterek geçmiş yıllarda var olan setin yeniden güçlendirilmesini istediklerini ifade etti. Yapılan seddenin gerekli olduğunu savunan köylüler, tuzlu suyun bölgeye girmesi nedeniyle otların hayvanlar tarafından yenemediğini, dolayısıyla alanın mera niteliğini kaybettiğini aktardılar.
Köylü Özgür Çiftçi, hayvanları için içme suyu bulmakta zorlandığını belirterek tarım arazilerini sulamak için de yaklaşık 10 kilometre mesafeden su taşımak zorunda kaldıklarını söyledi. Çiftçi, “1980-1990’lı yıllarda dedelerimizin, babalarımızın yaptığı bir set vardı. Zamanla aşındı ve yok oldu. Biz bunun güçlendirilmesi için müracaat ettik. Dolgu veya katliam yapmak için müracaat etmedik. Gittik izinlerimizi aldık, herkesle görüştük, konuştuk. Onay verdiler. İzinsiz bir yer değil burası” dedi.
Bir başka köylü ise kış aylarında tuzlu su nedeniyle meraların ve otların zarar gördüğünü belirterek, yaşadıkları mağduriyeti; “Toprak dökmeyelim. Ama bu tuzlu suyu nasıl engelleyelim? Hayvanım mı ölsün, tavuğum mu ölsün, köpeğim mi ölsün? Biz mi ölelim?” diyerek aktardı.

Üreticilerin yaşadığı sorunları dinleyen Umar, sulak alanların korunmasının kritik olduğunu yineleyerek, “Sulak alanlar ortadan kalkarsa tarım da ölür, zeytincilik de ölür, hayvancılık da ölür” dedi. Köylülere seslenen Umar, “Benim burada bulunma nedenim aslında sizin çıkarlarınızı korumaktır ancak zaman zaman sular yükselir, zaman zaman alçalır. Bunun çaresi, o en yüksek olduğu nokta neresiyse onun önüne yerleşmemek ya da uyum sağlayarak yaşamaktır” dedi.
“GEREKLİ BAŞVURULARDA BULUNACAĞIZ”
Bargilya Tuzla Sulak Alanı’nın Milas Belediyesi’nin yanlış ve yasa dışı uygulamaları nedeniyle tehdit altında olduğunu ve bölgede yaşayan köylülerle karşı karşıya olmadıklarını belirten Umar, “Buranın korunma statüsüne uymayıp usulsüz emirler veren, izinler veren görevlilerin peşindeyiz. Onlar hakkında yasaların vatandaşlara, Anayasa’dan tanıdığı yetkiyi ve hakkı kullanarak gerekli başvurularda bulunacağız” diye konuştu.
Bodrum Kent Konseyi Başkanı Osman Köseoğlu, bölgedeki manzaranın ciddi bir çevresel tahribatı yansıttığını belirterek, üreticilerin yaşadığı sorunların bilimsel veriler ışığında ele alınarak tahribatın engellenmesi gerektiğini söyledi.
Tuzla Sulak Alanı çevresinde yaşadığını belirten Bodrum Yerel Tohum Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kocabay ise bölgenin geçmişte de farklı tehditlerle karşı karşıya kaldığını hatırlatarak sulak alanın geçmişte yabancılara verildiğini ve bölge halkının mücadelesiyle yeniden kazanıldığını anlatatı. Kocabay, bugün ise sulak alanın başka bir tehditle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Biz de dernek olarak buradaki rant hikâyesine müdahale etmek ve burayı korumak için çalışıyoruz” dedi.










