“Kargıcak Koyu” Tartışmasına Mimar Erol Aksoy’dan Net Yanıt
Bodrum Denizciler Derneği’nin, fiili özelleştirme girişimleri ile kıyıların tahrip edildiği yönündeki açıklamalarına, Turizmci ve Mimar Erol Aksoy’dan kapsamlı bir yanıt geldi. Aksoy, Kargıcak Koyu’ndaki alanın yasal izinler çerçevesinde ve doğayı koruma anlayışıyla kullanıldığını belirtti…
Sokak TV
Bodrum Denizciler Derneği’ne cevaben; Kargıcak koyunda 42 yıl önce satın alınan tapulu bir arazisi olduğunu aktaran turizmci ve mimar Erol Aksoy, söz konusu araziyi içerisinde bulunan taş duvarların devamı niteliğinde doğa ile bir bütün olarak kullandıklarını vurguladı.
“Doğayla birlikte yaşıyoruz.” diyen Aksoy, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Gerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın üst ölçekli İmar Planlarında “Turizm Merkezi” ve “Turizm Alanı” kullanım alanında yer alan söz konusu arazim etrafında Orman Bakanlığı’nca verilmiş, 165 dönümlük alanda turizm tesisi tahsisim bulunmasına rağmen, Gökova’nın doğasına kitle turizminin uygun olmadığını düşünmem sebebiyle bu tahsisi yatırıma dönüştürmedim. Tahsisli alanı iade ettim.”
“Taş kalıntılar arazim içinde değildir”
Özellikle Kargıcak’lı olduktan sonra, düşük yoğunlukta, doğa içinde kaybolan, koruma-kullanma ve yöreye özgü turizm kullanımı esasına dayalı mimari anlayışı benimsediğini belirten Aksoy;
“Yaşanabilirliğin simgesi zeytin ağacını odağına almış, buranın yerlisi Mimar Erol Aksoy olarak anılmak istiyorum. Bu bakış açısıyla planlara göre turizme verilen imar haklarının tamamını kullanmak ya da bu doğal güzelliği bozacak herhangi bir düşünce içerisinde değilim.
Denizciler Derneği’nin açıklamasında yer alan drone görüntüsündeki taş kalıntılar arazim içinde değildir. Yine de araştırttık. Herhangi bir arkeolojik kaydı olmadığı raporlandı.
“Hakkının fazlasını kullanıyor” iddiasına cevaben; tahsisle verilmiş “kullanım hakkımı” iade etmekle kalmadım, yeri geldi mülkiyetimdeki alanlardan elimle tapusunu Orman adına Mal Müdürlüğü’ne verdiğim, yani hibe ettiğim dahi oldu.” dedi.
Aksoy açıklamasının devamında, Muğla Orman Genel Müdürlüğü’nden alınmış yol tahsislerinin olduğunu ifade ederek,
“10m genişliğinde yol iznim olmasına rağmen en fazla 3m genişliğinde açtırdım yolları. Yol açarken, hakkımız olmasına rağmen fazla açmadığımız gibi yeşil örtüyü artıracak düzenlemelerle de doğa ile bütünlüğü kazanıyoruz.
Bu yollar ve oluşturulan su sistemleri, Allah muhafaza, olası bir yangınla mücadele için gerekli unsurlar olup, doğayı tahrip etmek bir kenara, tam tersi, onu korumak için varlar. Yangın yolları olarak açıldılar.” dedi.
“Koylarımız doğayı gözeten herkese açık”
Mimar olarak doğayı koruyan, doğayı ön plana çıkaran tasarım anlayışını benimsediğini aktaran Aksoy, koyların herkese açık olduğunu vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı;
“Kimisi mülkiyetli arazimde, kimisi ecrimisilini ödediğim parsellerde bulunan zeytin ve meyve ağaçlarımızın sulanması ve bakımı için kullanılan su taşıma ve sulama sistemleri alınan izin doğrultusunda yol ile bütünlük sağladığı gibi, beton yol yapılması kesinlikle söz konusu değildir.
Kamu alanı niteliğindeki sahil şeridinde geçişin veya kullanımın engellendiği kesinlikle doğru değildir.
Ziyaretçilerden arta kalan çöplerin temizliğini yaptığımız, kamuya açık koy ve sahil şeridine isteyen teknesiyle, isteyen yaya olarak, arazide oluşmuş doğal patikalardan gelmektedir.
Koylarımız sahipsiz kalmasın, sakıncalı madde ve pislik dolmasın diye bizzat kendim ilgilenmekteyim.
Ben de ayrıca bir denizciyim. Fırsat buldukça mavi tur rotalarımızı gezer, doğayı denizde de gözetmeyi görev edinirim.
Koylarımız doğayı gözeten herkese açık.”













