Gelecek, Hafızasını Geri Kazananların Olacak… / Bülent Korman “SOKAK” Yazıları…
Gelecek, Hafızasını Geri Kazananların Olacak..
Dün bir yazıda,
“Gelecek, hafızasını geri kazananların olacak…” cümlesine rastladım.
Bizi, geçmişi hatta bildiklerimizin hepsini unutmaya çağırarak, bize muazzam bir gelecek (!) vaadedenlerin tam tersi bir iddia.. “unutma” diyor.
Ama zımnen hafızaların yitirilmiş olduğunu ve asıl meselenin de o olduğunu ima ediyor.
Bence doğru.
“Yaşam kör bir tesadüfle veya katı bir zorunluluk sonucu değil yaratıcı bir süreç yoluyla evrimleşir” diyenler gibi bakarsak, re-set’çilerin vaadi acayip zorlama ve absürd geliyor.
Milleti umutsuzluktan bahis manyağı yapan feci adaletsiz sistem yolunda gitsin diye birileri avuçlarını oluştururken, bir otonun lastiği gibi birden gümledi.
Dümendeki ağa babaları yedeksiz yakalanınca, “sabredin geçsin, bu krizden sonra size pembe kağıt helva var” diyenleri sahaya sürdü.
Ama ortalıkta öyle bir mucize ümidi filan yok, olsa olsa harp ko(r)kusu var.
Tanpınar, geçmiş, şimdi ve geleceğin bir arada ele alındığı bütüncül bir zaman anlayışının gerekliliğini yazmıştı.
An’ın hafızayla ilişkisi mutlaka vardır; geçmiş mühürlü bir “olmuş olan” değildir; an ile ve gelecek tezahürüyle ilişkide olarak canlıdır.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde, hafızayla, geçmişle ve gelenekle bağını tamamen koparan bir modernleşme anlayışını ürettiği saçmalılığı yazdı; o,
modernitenin sebep olduğunu düşündüğü ‘zaman algısındaki devamsızlığı’ mesele etmişti.
Eleştirdiği modernite, zamanı, an’a ve ‘şimdi kesitine’ indirger;
zamanı sanki babasının arsaymışçasına parsellemeye, an’ı geçmişten soyutlamaya kalkar.
Artık magazin haberlerinde görünmeyen, bir zamanların parlak yıldız gibi görüntüler vermeye meraklı bir bankacısı, an’ı kaçırmayıp lüks teknesinin adını Carpe Diem koymuştu.
Ayrıca, ringten düşmemek için mücadele veren sonradan libero bir tayfa, bir komedi gibi, güya ‘bütüncüllük’ lafını da ağızlarından hiç düşürmüyor!
Hâlâ öyle bir şey var mı bilmiyorum, eskiden tahminde sıfır tutturanlara spor-toto teselli ikramiyesi verirdi.
O kişiler böylece hiç değilse kendini bilirdi.
Ortalıkta o geçmişi unutmaya teşnelerin beklediği o mucizelerin esamesi var mı bilmiyorum ama harbin ko(r)kusu bariz.
Yani ya o gidişte rol alırsın ya da dışarıda kalırsın.
Görüşü bulandırmanın alemi yok.
Bülent Korman
2026






