Bodrum’da Adli Yıl Açılışı: “Savunmanın eli kolu bağlanmaktadır”
2026-2027 Adli Yılı’nın başlaması dolayısıyla Bodrum Adliyesi önünde düzenlenen törende avukatlar bir araya geldi…
Sokak TV
Bodrum Adliyesi önünde düzenlenen törende konuşan Muğla Barosu Bodrum İlçe Temsilcisi Av. Onursal Özbek, 2026-2027 Adli Yılı’nın savunma hakkına, avukatlık mesleğine ve adaletin tecellisine hak ettiği değerin verildiği bir yıl olmasını dilediklerini belirtti.
Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ü ve vefat eden meslektaşlarını anarak başlayan Özbek, yargıda büyüyen sorunlara dikkat çekerek ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayı başta olmak üzere bir çok partiden tutuklanan onlarca belediye başkanını hatırlattı ve “İktidarın hoşuna gitmeyen her ses hemen kısılmaya çalışılmakta ve hukuk bu siyasete alet edilmektedir.” dedi.
AİHM kararına rağmen tahliye edilmeyen Osman Kavala‘nın, genç kızlardan oluşan müzik grubu Manifest’in ve “klipinde iki erkek birbirine manalı bakıyor” gerekçesiyle Mabel Matiz’in yaşadığı zorlu hukuki süreçleri; “İktidarın kendi hukukunu yaratmak adına, modern yaşam tarzını ve seküler hayatı benimseyenlere kısıtlamalar getirmesi“ olarak tanımlayan avukatlar, laik devletin bu tarz durumlarla yıpratıldığını aktardı.
Son günlerde kamuoyunda dikkat çeken “alkol içerikli” fotoğrafların ceza kapsamına sokulmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özbek, bir emeklinin paylaştığı fotoğrafta alkolün görünmesi üzerine emekli yurttaşa 80 bin TL para cezası verildiğini ifade etti.
KDV ve Gelir Vergisi yükü altında ezilen meslektaşlarına da değinen Özbek, avukatların ekonomik güvencesinin her geçen gün zayıfladığını, söz konusu vergiler ile adalete erişimin bir lükse dönüştüğünü ifade ederek yargıda verginin acilen kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.
Avukatların, hak savunmak için kamu kurumlarından bilgi ve belge toplama yetkilerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gerekçe gösterilerek, fiilen engellenmeye çalışıldığını belirten Özbek, “Savunmanın eli kolu bağlanmaktadır.” dedi. Özellikle Tapu Müdürlüğü’nün, adalete erişmeye çalışan vatandaşa hizmet etmek yerine eziyet etmeyi tercih etmiş durumda olduğunu ve avukatlara yönelik bu tutuma derhal son verilmesi gerekmesi gerektiğini ifade eden Özbek,
“Yargının kamusal gücünü temsil eden Kamu Avukatlarımızın yıllardır sözü verilen makam tazminatı ve özlük hakları iyileştirmeleri halihazırda yapılmamış; kamu avukatlarımız idari bürokrasi içinde adeta yalnız bırakılmıştır. Aynı şekilde, mesleğe adım atan genç avukatlarımız, stajyerlerimizin ve bağlı çalışan meslektaşlarımızın güvencesizliği derinleşirken; insanca yaşam ve meslek onuruna yakışmayan CMK tarifeleri kabul edilebilir sınırları çoktan aşmıştır. Emekli üstatlarımıza reva görülen emekli aylıkları ise büyük bir vicdan yarasıdır.” şeklinde konuştu ve Özbek sözlerine şöyle devam etti:
Mesleki kaygıya sevk eden bir diğer hususun sırf mesleki faaliyetleri, üstlendikleri vekalet görevleri veya savunma hakkını kullanmaları nedeniyle soruşturmaya uğrayan, gözaltına alınan ve tutuklanan meslektaşlarımızın durumudur. Selçuk Kozağaçlı, Oya Aslan, Can Atalay, Mehmet Pehlivan, Temmuz 2026’da Ankara’da yapılan NATO Zirvesi protestolarına engel olmak amacıyla önlem olarak tutuklanan Doğa İncesu, Ezgi Önalan, Yunus Emre Işık ve “Ludovic-Trarieux” (Lüdovik Trayö) Uluslararası İnsan Hakları Avukatları Ödülü’ne layık görülen Barkın Timtik mesleki faaliyetleri ve hukukun uygulanması talepleri nedeniyle hala tutukludurlar.
Avukatın özgür olmadığı, mesleki faaliyetinden ötürü tutuklama tehdidi altında kaldığı bir düzende, yurttaşın hak arama hürriyetinden bahsedebilmek mümkün değildir. Savunmayı baskı altına almak; adil yargılanma hakkını ve doğrudan hukuk devletini yok saymaktır. Bir kez daha altını çizerek haykırıyoruz; Savunmanın yok sayıldığı bir sistemde adil yargılamadan da bahsedilemez.
Biz avukatların mücadelesi, yalnızca kendi mesleki haklarımız için değildir. Bizim mücadelemiz; adalete erişemeyen, hakkı gasp edilen, sesi kısılmak istenen her bir yurttaşımızın mücadelesidir.
Yargı bağımsızlığının zedelendiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, anayasal güvence altındaki hak ve özgürlüklerin fiilen engellendiği bir süreci ne yazık ki birlikte yaşıyoruz. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının idari kararlarla kısıtlandığı, basın açıklaması yapma hürriyetinin baskı altına alındığı, düşünce ve ifade özgürlüğünün cezalandırma tehdidiyle karşı karşıya kaldığı her uygulama, anayasal düzeni zedelemekte ve toplumun adalet duygusunu derinden yaralamaktadır. Unutulmamalıdır ki bağımsız yargının ve temel hakların yegane teminatı, özgür ve güçlü savunmadır. Avukat yoksa adalet de yoktur.
Biz adalet ve hukuk savunucusu avukatlar olarak, rengarenk ve rengahenk kültürüyle; etnik köken, din, dil, ırk ve cinsel yönelim ayırt etmeden tüm insan çeşitliliğiyle; her hayvanıyla; bitkisiyle; çiçeğiyle; böceğiyle; kuşuyla; balığıyla birlikte bu güzel coğrafyada, hepimiz için adil ve yaşanası bir ülke istemeye devam edeceğiz.
Bizler, Muğla Barosu ve Avukatlar olarak;
Hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve insan haklarını savunmaya devam edeceğiz.
Yargı yetkisinin Türk Milleti adına sadece ve sadece bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılması için kuvvetler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının korunması için mücadeleye devam edeceğiz.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını, basın özgürlüğünü ve ifade hürriyetini tereddütsüz biçimde koruyacağız.
Mesleki faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan tutuklu meslektaşlarımızın hakkını ve savunmanın dokunulmazlığını korumaya devam edeceğiz.
Masumiyet karinesini, adil yargılanma hakkını ve Anayasa’nın üstünlüğünü kararlılıkla savunacağız.
Kaybettiğimiz meslektaşlarımızın aziz hatırasına ve mesleğimizin onuruna yakışır bir hukuk mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
Bu adli yılın; savunma hakkına, avukatlık mesleğine ve adaletin tecellisine hak ettiği değerin verildiği bir yıl olmasını diliyor; yeni adli yılımızı kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”









