Cumhuriyetin Işığında, Eğitime ve Geleceğe İz Bırakanlar: Nevin Yılmaz
Cumhuriyet’in ışığında yetişen, ömrünü eğitime adamış bir öğretmenin hikâyesi…
Türk Eğitim Vakfı’na vasiyet bağışıyla kalıcı bir iz bırakan Nevin Yılmaz ile gerçekleştirilen röportajı, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle yayımlıyoruz.
Sokak TV
Ben, 1948’de Amasya’da dünyaya geldim. Asker bir babanın dört çocuğundan biriyim. Babam onurlu ve çalışkan bir insandı. Kız çocuklarının okumasına gerek yok diyen babaannemi ikna etmek için annemle verdikleri mücadeleyi hiç unutmam. Ablam öğretmen olunca ben de onun izinden gitmek istedim. “İlla okuyacağım!” diye ağlayarak kendime okuma yolunu açtırdım.
Rize Kız Meslek Lisesini birincilikle bitirip yine Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’na birincilikle girdim. İlk görev yerim Trabzon Kız Meslek Lisesi oldu. Daha sonra İstanbul’a tayin oldum; Fatih Sultan Selim Kız Meslek Lisesi’nde, ardından Çapa Selçuk Kız Meslek Lisesi’nde tam 18 yıl el sanatları öğretmeni olarak çalıştım. 1980’de evlendim, emekli olduktan sonra bile 65 yaşıma kadar Halk Eğitim Merkezlerinde el sanatları eğiticisi olarak üretmeye devam ettim.
Huzurevinde Gönüllü Öğretmen
Şu an huzurevinde kalıyorum. Burada gönüllü olarak el sanatları kursları açtırdım ve ders vermeyi sürdürüyorum. Duvarda asılı duran Atatürk mozaiğini, el emeğimle parça parça işledim. Her taşında Cumhuriyet sevgim, her renginde öğretmenliğimin izleri var.
Hayat engellerle dolu. Gençliğimde kekemelik gibi bir konuşma engelim vardı, ama öğretmen olma tutkum hiç sönmedi. O engeller beni yıldırmadı, aksine güçlendirdi. Kadınlara hep söylüyorum: Engeller çıkar ama Cumhuriyet’in kadınlarına yakışan, o engelleri aşmaktır.
Ben, Atatürk’ün kadına verdiği değeri, eğitimi bir lütuf değil hak olarak gören vizyonunu hayatım boyunca iliklerime kadar hissettim. Cumhuriyet’in bana tanıdığı bu fırsatları bir görev bildim. “Atatürk bize sadece haklarımızı değil, sorumluluklarımızı da armağan etti,” derim hep. Bu bilinçle her adımımda O’na ve Cumhuriyet’e borçlu hissettim kendimi.
Bir Anlam Katma Arayışında TEV’le Tanıştım
Kızım Elçin de öğretmen oldu. Onu erken yaşta kaybetmek hayatımın en büyük acısıydı. Evladımın ardından yeniden anlam ararken, Türk Eğitim Vakfı ile tanıştım. TEV’in çizgisi güzel, köklü, sarsılmaz… Doğru seçimler yapan şeffaf bir vakıf. Cumhuriyet’in eğitim vizyonunu yaşatan bir çatı. Bağışçı olduktan sonra gördüm ki TEV ailesi sadece burs değil, sevgi de veriyor. TEV bağışçısı olduktan sonra beni bayramlarda, özel günlerde öğrenciler arıyor; halimi hatırımı soruyorlar. Bir öğrencinin sesinde kendi evladımı duymak, bundan daha büyük mutluluk olabilir mi?
TEV’den o kadar güzel bir sevgi ağı görüyorum ki… Bu vakfın içtenliği, Atatürkçü çizgisi ve şeffaflığı bana her zaman güven verdi. Hayatta yaptıklarımızla hatırlanırız; geride bırakacağım en güzel iz, okuma hayali kuran bir gencin yüzündeki tebessüm olacak.
O Gençlerin Cumhuriyet’e, Atatürk’e Yürekten Bağlı Duruşlarını Görünce…
TEV İnanç Lisesi mezuniyet törenlerine iki kez gittim. O gençlerin Cumhuriyet’e, Atatürk’e yürekten bağlı duruşlarını görünce ayaklarım yerden kesildi. “İyi ki bu ailenin bir parçasıyım” dedim.
İnanıyorum ki kızım da bir yerlerden beni izliyor, mutluluğumu görüp o da gülümsüyor.







