Yeni Bodrum Burada / Hasan Harmancı “SOKAK” Yazıları…

*Manşet görsel, yazı içerine uygun şekilde yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.
Yeni Bodrum Burada
Hasan Harmancı
Bodrum’da kuşaklar arası gittikçe açılıyor ve gerginleşiyor. Bu da kent olarak Bodrum’un ruhuna yansıyor. Bodrum’da bir ruhsal dağınıklık her haliyle ortada. Bodrum denince Bodrum’lunun ilk aklına gelenin kent gelenek ve ortak yaşam biçimindeki değişimi olarak okuyabiliriz.
Eski Bodrum’lu bilimum nezaketi, sabrı, misafirperverliği ve hoşgörüsüyle övünürdü. Bodrum’lu olmanın kadim geleneksel yaklaşımını ipotek altına alan yeni duygu daha fazla kar, daha fazla çıkar. Bunu rahat ifade eden o kadar çok kişi var ki, bu kendi başına bir ahlaki sorgulamayı oluşturuyor. Haddinden fazla karla övünmek bir Bodrumlunun geldiği nokta olamaz.
Bodrum’un sorunu da işte tam burada, bu kar ve çıkar yaklaşımında başlıyor. Kaliteye gelen müşteri, kalitesiz fahiş fiyatlarla karşılaşıyor. Bodrum’un butik işletme ve birebir müşteri yaklaşımı ne restaurantlarda ne de sessizliğin ve dinginliğin mekanı olması gereken otellerde kalmadı.
Şehir çarmıha gerilmiş, Bodrum’un imaj ve suliyetine adeta kimi taş kimi de gül atıyor. Bodrum mavi denizi ve mavi panjurlarıyla övünürdü. Şimdi ne mavi deniz var ne de mavi panjura duyarlılık var. Pahalı ve haksız kazancın ahlaksızlığını sahiplenen bir imajı var. Bodrum’un mavileri sadeliğin, el emeğinin, hakkıyla kazanan yerelliğin imajıydı. Para ve kar odaklı değil misafirperverliğin ve mütevazi yaşamın yansımasıydı. Renklerini ve doğasına ait mimari değişimi, imajı bu terk edişin en basit anlatımıdır. Şehir özne olarak sadece bu saydığım mekanların duvarlarında her noktada görülmekte ancak amaç edineni yok.
Bu Bodrum’da kuşaklar arasındaki yaşam biçimini değişimini de açıklıyor. Şehir hiç şehirli/Bodrum’lu olmayan bir mimari tercihe çoktan kurban edildi. Örneğin yeni 1/25.000’lik planda Bodrum mimarisi varla yok arasında bir yerlere sıkışmış kalmış aynı Bodrumlu imajı gibi.
Bodrum’a (kendine yerli diyen) Bodrum’lunun, sürgünler, Bodrum sevdalısı İstanbullular ve yeni göçmenler kadar katkısı yok. Bodrum imajı Halikarnas Balıkçısı’ndan Bodrum’lu Vanlı, Ağrılı taşçılara, Aydınlı esnafa, Sivaslı camcıya geçmiş durumda. Şimdi Bodrum ranta bağlı bu ikinci el kimliklere teslim edilmiş. Bunda yadırganacak bir şey yok. Çünkü kadim Bodrumluyum diyenin ne Bodrum’un suyundan ne de taşından haberi yok. Haliyle mandalinasını da, zeytinini de, begonvilini de bilmez.
Örneğin Bodrum’a duyarlılığını dile getiren Bodrum Vanlılar Derneği geçtiğimiz günlerde şöyle bir açıklama yapıtı: “Derneğimiz sadece hemşehrilerimizi bir araya getiren bir yapı değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk projeleri üreten, kültürel değerlerimizi yaşatan ve toplum yararına çalışan güçlü bir sivil toplum kuruluşu olma yolunda ilerlemektedir”. Bu açıklamada kısa ve net bir duyarlılık ve hedef var. Bodrum’da daha fazla ve etkili görünmek. Çünkü açıklamada aynı zamanda kentte Vanlı “gençlerin ve kadınların sosyal hayata daha aktif katılımını sağlayacak etkinlikler, kültürel buluşmalar, eğitim faaliyetleri ve dayanışma organizasyonları” da amaçlıyorlar. Bu kente katılım, fark edilmek ve görünmek çabası değil midir. Kentin birçok yaşayanın istek ve dileğine dikkat çeken bir sestir.
Doğrusu Bodrum’da çocuklar kolay yetişmiyor. Bu çocuklar bir de göçmen çocukları olunca çocukların durumu daha da zor haliyle. Burada göçmen ifadesini kullanıyorum. Bunda yadırganacak bir şey yok. Onlar Bodruma önce çalışmak için gelen, sonrasında ise ailelerini getirerek birleşen ve kentte yeni nüfus oluşturan bir kesimi oluşturuyor. O nedenle izole yaşamlarından oluşan birkaç mahalleleri dahi var. Bu mahalleler kentin öncelikle işçi deposunu ve yeni dinamik işverenlerini oluşturuyor. Orada gelişen kültürel ortam şehrin yeni süliyetinin, mimari imajının dilidir.
Bu arada burada yetişen bu yeni jenerasyon şehrin uyum ve sakinliği açısından olumlu bir gelişmeye sahip ancak yapısal sorunlarında dinamiğini oluşturuyorlar. Birçok ülkede göçmen deyince kültürel ve sosyal form uyumu yılları değil on yılları kapsayan yıllar anlamına geliyor. Bodrum’da göçmenlikten kentliliğe ve Bodrumluluğa geçişte sorun yok ancak kuşaklar arasında Bodrumluluğa bir yakınlık ya da sahiplenme yok. Bu nedenle örnek olarak ele aldığımız Bodrum Vanlılar Derneği’nin duyarlılığı açık ancak onlar dışında Bodrum’luyum diyenlerin Bodrumluluğa önem veren bir yaklaşımı pek yok.
Bu arada Bodrum’un göçmenleri sadece inşaat işlerinde ya da işçilikle ele alınması eksik olur. Onlar otel işletmeciliğinden, restauranta, marketten mağazacılığa kadar her alanda aktifler. Yani yeni Bodrum’luyu asıl onlar temsil ediyorlar.
Anlaşılan yeni Bodrum severlik/Bodrumluluğu bu göçmenlik üzerinden de ele almak durumundayız. Bu arada bende bu göçmenler arasındayım. Yani Bodrum’un itibarı yeni Bodrum’luyla çok irtibatlı bir şekle büründü. Bodrumspor taraftarları da sadece eski Bodrum’lulardan oluşmuyor. İsterseniz sponsorlarına bakınız.
Sorunun kökenine doğru inersek Bodrum’un siyasal yapısı da, yerel yönetimleri de siyasal risk alıp şehrin hakikatiyle ilgilenmiyor. Görünürde şehre hakim bir yerel yönetim var. İşin aslı şehir dinamiklerini görmezden gelen bir yapı var. Bu görünmeyene ilgi gösteren ve temsilini önemseyen, sahiplenme ve katılımı sağlıklı koordine eden bir yaklaşım olmayınca da iş derneklerin karşılıklı dayanışma ve işbirliğiyle çözüm arayışına dönüşüyor.
Çünkü onları tam anlamıyla dinleyen ve şehir hayatına katılımını önemseyen bir kurumsal iletişim ağı yok. Bodrum’un siyaset psikolojisi de tüm ülkeyle aynı yok sayma üzerinden yürüyor. Bu nedenle de Bodrumluluğa geçiş ve kuşaklar arası geçiş sağlıklı işlemiyor ve kuşaklar arası gittikçe açılıyor.
Eski Bodrum kendinden emin, neşeli, dingin ve kaynaşmış bir ruha sahipti değil mi. Yeni Bodrum neşesi bölünmüş, nobran, duyarsız, eğlenceyi ve kaliteyi unutmuş pahalılığı doğru bulan bir şehirden oluşuyor.
Şimdi Bodrum’un yaşlıları eski Bodrum’u ararken sadece anmakla yetinmekten başka bir yolları yok. Çünkü Bodrum keskin ve geri döndürülemez bir virajda hız limitini aşmış durumda. Şehrin yeni imajı bütünü sahiplenmek ve birlikte eksikliklerimizi görüp ona doğru yüzmekle aşılabilir. Bodrum’un gerçeğini ve sorunlarına uzaktan bakmak ve büyüteci sadece birbirimize çevirmek yerine duyarlı ve kültürel geçişine sahiplenen bir kent duyarlılığı oluşturmalıyız.
Kurulu toplumun yalanlarına karşı köktenci bir alternatif oluşturabilecek kararlar ve çözümler aramak yerine değişen Bodrum imajına kurban aramaktan da vazgeçmeliyiz. Bodrum’lu olmak sadece turizm sezonu odaklı bir şehircilik değildir. Kentin süresiz ve sessiz yaşayanını da görmek ve sevmektir. Erzurumluyu, Erzincanlıyı, Adanalıyı, Kütahyalıyı da bu şehirde ne yapıyor, günlük hayatında nasıl yaşıyor olduğunu da görmek, hissetmek gerekiyor. İki-üç Bodrum yerine yaşanır tek Bodrum vizyonu doğru olandır.




