Üretemeyenler Ürüyor / Yıldız Feldmann “Sokak” fotoğraf ve yazıları…
ÜRETMEYENLER ÜRÜYOR; Üretmeyenlerin en büyük üretimi; ELEŞTİRMEK…
Sosyal medya ilginç bir mecra…
Kimi üretir, kimi sadece izler, kimi taşın altına elini koyar, kimi ise o taşı uzaktan yargılar.
Ne gariptir ki en sert eleştiriler genelde hiçbir şey üretmeyenlerden gelir. Günlerini başkalarının emeğini, başarısını ve hayatını didikleyerek geçirirler. Sanattan siyasete, çevreden toplumsal olaylara kadar her konuda söyleyecek bir sözleri vardır. Ancak dönüp kendi hayatlarına baktığınızda ortada somut tek bir emek göremezsiniz. Sadece başkalarının üzerinden var olma çabası vardır.
Oysa üretmek cesaret ister. Yanılmayı, eleştirilmeyi ve gecesini gündüzüne katmayı göze almak gerekir. Kenarda durup taş atmak ise en kolayıdır; risk almazsınız, sorumluluk üstlenmezsiniz.
Mesele tam olarak burada düğümleniyor. Üretmeyen, üreteni anlamaz. Anlayamadığı için küçümser, küçümseyemediğini kıskanır, kıskandığını ise itibarsızlaştırmaya çalışır.
Fakat hayat, klavye başında harcanan yorumlardan ibaret değildir. Hayata dokunmak; emek vermek, sorumluluk almak ve arkasında kalıcı bir iz bırakmaktır. Bu yüzden herkes başkalarının hayatını didiklemek yerine önce dönüp kendi aynasına bakmalıdır.
İşi olan işine baksın, işi olmayan da önce kendine.
Bizler gürültüye kulak asmadan üretmeye devam edeceğiz. Çünkü tarih imzasını atanları yazar, tribünde oturup sahayı eleştirenleri değil.
Dünya, oturduğu yerden ahkam kesenlerin değil, elini taşın altına koyup iz bırakanların omuzlarında yükselir.
Hadi, herkes önce bir kendine baksın…




