Tarımda Su Krizi Alarm Veriyor

Türkiye’de tarım, iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarını yaşayan sektörlerin başında geliyor. Bu yaz, Marmara ve Trakya’da yağışlar geçen yılın aynı dönemine göre %70’den fazla azalma gösterdi. Türkiye genelinde barajlardaki doluluk oranı ise geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 10,7 puan azalışla yüzde 42,2 oldu. Tarlalar susuz kaldıkça, üretici kuraklığa teslim olmak zorunda kalıyor.
Tarımda Su Kullanımı ve Krizin Derinliği
Veriler çok net: Türkiye’de toplam su kullanımının yaklaşık %70’i tarımsal sulamaya gidiyor. Toplam 25 havzada üretilen ve kullanılan su miktarı 57 milyar metreküp olurken tarım, bunun 44 milyar metreküpünü kullanıyor.
Eğer nüfus artışı ve plansız tarımsal su kullanımı devam ederse, 2030’da bu miktar 1.000 metreküpün altına düşecek. Bu da bizi “su fakiri” bir ülke konumuna sokacak. Tarımda sürdürülebilir sulama alışkanlıklarını geliştirmediğimiz sürece bu tabloyu tersine çevirmek mümkün değildir.

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bir süre önce “Ulusal Su Planı” çerçevesinde 2035 yılına kadar bir eylem planı belirlendiğini açıkladı. Ancak, planın sadece genel çerçevesini paylaşarak, detaylarına fazla girmedi. Bakandan detayları beklerken,
Ülkemizdeki diğer örnekleri değerlendirmek gerekiyor.

İsrail, damla sulama sayesinde, aynı miktar suyla 2 kat daha fazla verim alınabilecek bir sistem geliştirdi.
Başka bir örnek ise, Tarımsal AR-GE uygulaması
Agrotech kavramı, son yıllarda çok duyulan bir başlık oldu. Yapay zekâ destekli teknoloji kullanımı, kuraklığa dayanıklı tohum geliştirilmesi, hassas tarım uygulaması ve toprak verimliliğinin ölçülmesi gibi çözümlerin hem tarımı kalkındırmak hem de geleceğimizi planlamak açısından ülkemize entegre edilmelidir. Su krizini yönetmek teknolojiyle mümkün, ama siyasi irade ve finansal destek olmadan mümkün değildir.
Yeraltı sularının korunması ve tarım sigortalarının kapsamının genişletilmesi gibi çözümlerin de ülke gündeminde olması gerekiyor. Bu çözümler çerçevesinde, Türkiye’de pilot uygulamalar var. Ama yeteri kadar yaygın değil.

Temmuz ayında kabul edilen iklim yasasında bu konu çok yüzeysel bir düzeyde ele alınıyor.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer son yaptığı açıklamada, susuzluğun yer altı sularını İç Anadolu Bölgesi’nde 200 metre derinliğe kadar düşürdüğünü belirtti.
Gürer, bir yanda artan girdi maliyetleri diğer yandan verim kaybı nedeniyle çiftçinin zor durumda olduğunu vurguladı. Tüketici ise bu zincirleme etkiyi, market raflarında değişen fiyatlarla birebir yaşamaya başladı.






