Özcan: “Asgari Ücret Değil, Sefalet Ücreti” / Emin Varol “SOKAK” Yazıları…

Özcan: “Asgari Ücret Değil, Sefalet Ücreti”
CHP Muğla Milletvekili Özcan, 28.075 olarak açıklanan asgari ücretin, “sefalet ücreti” olduğunu söyledi.
Meclis genel kurulunda dün iki ayrı konuşma yapan Özcan, Dalaman Kille Koyu’nda yapılan iskele, yargı paketi ve asgari ücret konusunda iktidarı sert bir dille eleştirdi.
Asgari ücret konusunda, “sizi insanca yaşam istiyoruz diyenler gönderecek” diyerek iktidarı eleştiren Özcan asgari ücretle ilgili eleştirilerini şöyle sıraladı:
“’Uzaya gideceğiz’ diyen iktidarın, asgari ücretliyi marketin kapısından içeri giremez hâle getirdiğini vurgulayan Özcan, “Uzaya gitmeyi vadedenler, emekçiyi ekmek reyonunun karşısında hesap yapmaya mahkûm hâle getirdi. Yargı paketi getirirsiniz, asgari adalet vadetmez; asgari ücret belirlersiniz, temel ihtiyaçlara yetmez ama şunu iyi bilin: Sizi ‘Asgari değil, insanca yaşam istiyoruz.’ diyenler gönderecek.”
Adalet, Sabah Baskınlarıyla Kurulmaz
CHP Muğla Milletvekili Özcan, yeni adalet paketi üzerinde yaptığı konuşmada ise, Türkiye’nin “her sabah yeni operasyon haberleriyle uyanan bir ülke olmaktan” derhâl kurtarılması gerektiğinin altını çizdi
Özcan, “ Çünkü,adalet sabah baskınlarıyla kurulmaz, çünkü hukuk devleti gözdağıyla inşa edilmez, çünkü yargı siyasetin aparatı hâline getirildiğinde orada ne güven kalır ne adalet” diye devam etti
İBB İddianamesi Bir Laboratuvardır
İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkında hazırlanan iddianamenin “yargının nasıl sistematik biçimde siyasallaştığını görmek isteyen herkes için kurulmuş bir laboratuvar” olduğunu vurgulayan Özcan, şöyle devam etti:
“Bu laboratuvarda adalet aranmıyor âdeta deney yapılıyor. İstanbul halkının sandıkta koyduğu irade üzerinden test edilen de şudur:
Sandıkla gelen yargı yoluyla durdurulabilir mi? Dosyaya gizli tanıklar dolduruluyor, yalan yanlış manşetler servis ediliyor, işe yaramayan deliller ayıklanıp çöpe atılıyor, sonra ortaya çıkan bu ne idiği belirsiz karışım “iddianame” etiketiyle kamuoyuna sunuluyor,
iddianamede “Cumhurbaşkanı adayı olmak” diye bir suç icat ediliyor, kurultayımızda atılan “Özgür Başkan” sloganları suç unsuru gibi gösteriliyor, 15 gizli tanığın 5’i dosyadan buharlaşıyor, 560 milyar TL yolsuzluk iddiası manşet manşet servis ediliyor, şimdi aynı kaynaklar bu rakamlardan çark etmeye çalışıyor,
“Bavullarda para var.” deniyor, sonra “jammer” olduğu ortaya çıkıyor, 1.200 telefon iddiası dolaşıma sokuluyor, ardından bu iddiayı ortaya atanlar inkâr yarışına giriyor,
Selim İmamoğlu’nun babası tarafından 772 milyon TL aldığı söyleniyor, meğer rakam 772 bin TL’ymiş. Biliyoruz, bu laboratuvarda amaç gerçeği ortaya çıkarmak değildir, hangi yalanın ne kadar süre ayakta kalacağı test edilmektedir. Ve eğer bu deney İstanbul’da tutarsa asıl hedef bellidir, sandığı işlevsizleştirmek, muhalefeti topyekûn felç etmek.”
Yargıya Güven Azaldı
Muğla Milletvekili Özcan’ın verdiği bilgiye göre Türkiye’de yargıya güven azaldı. 2010 yılında yüzde 59 olan yargıya güvenin bugün, yüzde 33’e düştü.
Türkiye’nin dünya sıralamasındaki durumu ise şöyle:
Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye, 142 ülke içinde, 117’nci sırada,
Bir başka uluslararası rapora göre Türkiye, 173 ülke içinde 148’inci sırada,
Avrupa ülkelerinde 45 ülke arasında sondan 2’nci sırada,
OECD’nin 38 ülkesi içinde yargıya güven sıralamasında Türkiye 36. sırada
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bekleyen her 100 davanın 35’i Türkiye kaynaklı.
2024 yılında Türkiye’nin en çok mahkûm edildiği ihlal türleri ise; Adil yargılanma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı.
Kendinizi Kandırıyorsunuz
Gizem Özcan, bu bilgileri verdikten sonra, iktidar sıralarına doğru, “bu tabloya bakıp hâlâ “yargı reformu yaptık.” diye ancak kendinizi kandırabilirsiniz” diyerek konuşmasını, kadın hakları ile tamamladı:
“ Bu ülkede kadınları ağır biçimde yaralayıp cezaevine giren, ardından da kısa bir süre sonra tahliye olup çıkar çıkmaz o kadınları öldüren failler var. Ne hakkınız var öldürmeye varmamış yaralamaları affetmeye? Ne hakkınız var kadınların yaşam hakkını ‘Henüz ölmedi.’ diye pazarlık konusu yapmaya? Biz kadınlar bunu kabul etmiyoruz.”
Kille Bağlama İskelesine İzin Vermeyeceğiz
Gizem Özcan aynı gün, genel kuruldaki bir dakikalık konuşmalar sırasında Muğla’nın, Dalaman ilçesindeki Kille Koyu’nun, özel çevre koruma bölgesi ve üçüncü derece doğal sit statüsünde olmasına rağmen bir bağlama iskelesi yapılmasını Meclis gündemine taşıdı.
Bu alanda 186 tekne kapasiteli bağlama iskelesi yapılmasının planlandığını anlatan Gizem Özcan, “Kille halkındır,halkın kalacak” sloganı ile şöyle devam etti:
“ Proje yaklaşık 46 bin metrekarelik bir alanı etkilemekte, bunun 39 bin metrekaresi doğrudan deniz yüzeyini kapsamaktadır. On gün önce yapılan halkın katılım toplantısı “Kille halkındır, halkın kalacak.” diyen bölge sakinleri tarafından protesto edilmiştir. Bu ölçekte bir yapılaşma Muğla’mızın kıyı ekosistemini geri dönülmez biçimde tahrip edecek, kamusal kıyı kullanımını fiilen ortadan kaldıracaktır. Kıyıların özelleştirilmesi anayasal çevre koruma yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır. Bu projeye izin vermeyeceğiz.”





