Ömürlük İktidarlar / Hasan Harmancı “SOKAK” Yazıları…

Yayınlama: 14.11.2025
181
A+
A-

Ömürlük İktidarlar

Bir halkın kurtuluş için kaybedeceği şeyi sadece zaman değildir. Acımasız bir iç savaş görüntüsünün içinde varlık içinde yokluk çekmek zorunda kalmanın da bir bedeli vardır. Bu kadar acımasız ve hayatı kördüğüm yapacak ne yapmış olabilir ki bu halk. Yerel yönetimler olsun, hükümetin paydaşı kurumlar olsun bu halkı bir tarafa bırakmış ve kendi çıkarının, ayakta kalmanın peşine düşmüş durumda.

Halk bu haliyle bir yıkıntı içinde yaşıyor. Çağı yakalamayı boşverin, insani standardı bir yana bırakıp kendimizi çağa göre tanımlamaya kalkarsak: karşıtlık üzerine kurulmuş iktidar oyunları karşısında enkazın içinde yaşamaya çalışan, gizlisi saklısı kalmamış ölçüde açlıktan ve yoksulluktan harap olmuş, gözleri çökmüş, yüzü gülmeyi unutmuş, hileye, kandırılmaya ve oyuna doymuş, ne istediğini bilen ancak nasıl gerçekleştireceğini ve kimle yola çıkacağını bilmeyen bir halk ordusundan oluşuyor.

Aslında toplumsal yaşayışımız gerçeklikten çıktı gerçeküstü bir hal aldı. Bu kadar bitap düşmek ancak savaş zamanında ortaya çıkabilir. Bu çağın savaşan ülkelerinde dahi bu yoksulluk ve çaresizlik yok desek eksik söylemiş olmayız.
Yoksulluk sınırımızı denemek gibi garip bir sapkınlığımız da yok. Bu iktidara titreyerek oy veren ellerimize bir de korkudan titreyen bacaklarımızı niye ekledik bilenimizde yok. Topumuzun çektiği acı ve hüsranın karşılıklı yankılanmasıyla yetinmeyi aşmak ve yenilenmek durumundayız. Kör talihi suçlamaktan vazgeçmek zorundayız.

Savaş bitti, ülkemize barış falan geldi ama barışın manevi etkisi ölçüsünde maddi etkisini göremedik. 1945’lerin dünya kıtlığında dahi bu yoksulluk yoktu. Nedir bu yoksulluk, kim amuduyla herşeyi bu halka göstermeden götürüyor. Bu ağır vergilerle kimse vatandaşına ne acıyor ne de umursuyor. Yerel yönetimlerin de iktidarların tek bir yoksulluk politikası yok. Aşı da işi de göstermelik. Gerçeğini istiyoruz, gerçeğini. Doymak istiyoruz. Aç gözleri doyurmaya mecal kalmadı.

Açlığıyla onuru arasında kalan bir Ortadoğulu onuruna sahip çıkar. Sürekli bir medya spekülatörüne dönüşmüş iktidarlar ve muhalefeti karşısında yalnızlığa ve çaresizliğe düşmüş insanın da bir sınırı ve sabrı vardır.

Açlık terbiye edici bir araca dönüşür ve elindekini kaybetmekten korkan insanlar ürettiklerini düşünürler: Tarih bize yalnızca hayatta kalmayla değil, umutsuzluğa meydan okumayı da öğretti.
Kötü yönetimlerin ve acımasız liderlerin, rantlarını tahtlarına çevirenlerin masum insanlara yaşattıkları acı, hüsran ve çaresizlik için hiçbir zaman üzülüp pişman olmazlar.
Gerçeğini kaybeden halkın gerçeklikte yaşaması ömürsüz değildir.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Nadime dedi ki:

    Çok doğrudur.
    Kalemine sağlık.