Latmos’un Kalbi Delinirken / Sedat Kaya “SOKAK” Yazıları…

Latmos’un Kalbi Delinirken
Bir zamanlar tanrıların bile sessiz konuştuğu bir dağ vardı: Latmos.
Bugün Beşparmak Dağları diye anılan bu kadim coğrafya, insanlığın en eski kültür alanlarından biri.
Yaklaşık 550 milyon yıllık kayalarının yüzeyinde, M.Ö. 6000’lere uzanan kaya resimleri var.
O resimlerde kadın ve erkek el ele durur. Birlikte dans eder, ateş yakar, çocuklarını kucaklar.
Savaş yoktur. Hırs yoktur.
Latmos, insanın yeryüzüne barışla bastığı ilk yerlerden biridir.
Ama şimdi o taşların altı oyuluyor.
Zeytinliklerin arasında, çam ormanlarının içinde “ruhsat sahası” tabelaları yükseliyor.
Maden şirketleri, dağın bağrına dinamit delikleri açıyor.
Yıllık 390 bin ton feldspat çıkarılacakmış.
Her yıl binlerce ağaç kesilecekmiş.
Danıştay, bir kısmını iptal etmiş ama şirketler yeniden başvuruyor.
Dağ, mahkeme kararlarının arasında nefes almaya çalışıyor.
Bir kaya resmindeki kadın figürü, kollarını göğe kaldırmış, belki bir şenlikte, belki bir doğumda.
Bugün o kaya, dinamit titreşimiyle çatlıyor.
O çatlak, sadece taşın değil, insanlığın belleğinin çatlağıdır.
Bir kaya resmini yok eden taşın, bir tuvalette klozet ya da pisuvara dönüşmesi kadar acı bir ironi yoktur.
Bir zamanlar tanrılara adanmış dağın kalbinden koparılan taş, şimdi medeniyetin en mahrem köşesine dönüşüyor.
Latmos’un tanrıları tuvaletlerin beyaz çinilerinde yankılanıyor, sessiz, steril, ama lekesiz bir vicdanla.
Oysa bu topraklarda insan, bir zamanlar taşa dua ederdi.
Şimdi o taşı “hammadde” diye ölçüp biçiyoruz.
Zenginlik artık kayalarda değil, borsalarda aranıyor.
Latmos’un binlerce yıllık sessizliği, şimdi kamyon gürültüsüyle bozuluyor.
Yerel halk direnişte.
Zeytin üreticileri, köylüler, arkeologlar, çevreciler birlikte ses veriyor:
“Bu dağ bizim geçmişimizdir.
Bu kaya resimleri, Anadolu’nun ilk ailesidir. Çocuklarımıza bırakacağımız miras, feldspat değil, hafızadır.”
Ama bu ses Ankara’ya kadar ulaşır mı?
Ulaşır ama sadece paranın sesini duyanlar bu sesi duymaz.
Çünkü bu ülkede bir kaya resmi, bir reklam panosu kadar değer görmüyor artık.
Belki, bir kız çocuğu, eline fırça alıyor ve Latmos’un bir kaya yüzeyine yeniden çiziyor o figürü.
Kadın, erkek, çocuk el ele.
Ve o kadın göğe bakıyor, sanki bize söylüyor.
“Belki bir gün insan, tekrar insan olur.”


Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum






