Kameranın Arkasından Sokağın Sesine – Yıldız Feldmann “SOKAK” yazıları…
Sevgili Fatih Bozoğlu’nun teşvikiyle geçen hafta sorgusuz sualsiz bir giriş yaptık; bu hafta ise küçük bir açıklama yapma ihtiyacı duydum.
Öncelikle, ne bir yazarım ne de bir gazeteci… Mesleğin duayenlerinden, gerçek köşe yazarlarından peşinen özür dilerim. Benimki sadece, yaşamım boyunca köşe bucakta bir şeyler karalamış olmanın verdiği bir alışkanlık. Hatta bir dönem, küçük bir haber sitesiyle bu merakı biraz büyütmüştüm de… Öyle ki bazı gazeteci arkadaşlarıma zaman zaman adeta bir “gizli muhabir” gibi destek olurken bulmuştum kendimi. Bu camiada arada sırada da olsa vardım aslında; ama vardım derken bile hep yoktum…
Hep kameranın arkasındaydım.
Çünkü içimdeki fotoğraf tutkusu her zaman daha ağır basmıştı.
Sonra bir gün, tek bir fotoğraf karesi içimi yeniden deşmeye yetti ve işte buradayım. Ama bu sefer, saklanmadan, görünerek…
Bir yola çıktık; yolun nereye varacağı hiç önemli değil. Asıl önemli olan yolda yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, sokak hikayelerini, aklımıza takılanları ve kimi zaman ruhumuzu daraltanları paylaşabilmek…
Bakalım sokak bu kez bize neler fısıldayacak?
Neyzenin neyinden yükselen o sesi duyuyor musunuz?
Ben duyuyorum…..








