Hep Beraber! / Deniz Münir “BodrumSpor” Yazıları…
Yense de yenilse de gol bulma sıkıntısı çekmeyen bir Bodrum’un hayalini kurmuştum, devam etmesini diliyorum! Güzel bir takım içi uyum yakalandı ve meyveleri de yavaş yavaş olgunlaşıyor. Sakat/eksik oyuncuların dönüşü sonrası Süper Lig neden olmasın?

Hep Beraber!
3 ayrı maç, 3 ayrı heyecan bugün bizim konumuz. İkisi aynı rakibe karşı ama biri kupada diğeri ligde. Doğrudan konuya girelim de daha fazla kafanızı karıştırmayalım. En son Bodrum-Hatay mücadelesi ile ilgili konuşmuştuk ve sonrasında özellikle birbirine yakın maçları hedef alarak böyle bir yazıda karar kıldım. Peki ne oldu bugüne kadar?
İlk önce kupa maçıyla, kronolojik bir sıra eşliğinde gidelim. Elenmesi kesinleşmiş Bodrum ve Iğdır’dan başladığı skorla biten, sıradan bir maç izledik. Önemli olarak değinmek istediğim ufak detaylar var, çok üzerinde duracağım bir maç olmayacak. İlk olarak genel kadro açısından zaten rotasyon yapıldı; ancak Alper ve Sıraç gibi takıma sonradan katılan oyuncuların adaptasyonu için güzel bir fırsat oldu. Bazı genç oyuncuların da tecrübe kazanarak gelişmesine katkı sağlanmasını önemli buluyorum. Bunun haricinde tatsız bir olay zaten maçın kara lekesi oldu. Bodrum taraftarları arasından bir kişi, Iğdır oyuncusuna ırkçı bir söylemde bulundu. Oyuncular ve taraftarlar bu duruma karşı oldukça büyük tepki koydu ve o şahsın stadyumdan çıkarılması sağlandı. Hiçbir Bodrum taraftarının böylesine rezil ve kötü bir olaya karışmayacağına eminim. Stadyuma gelen rakipleri bile “Hoş geldiniz!” tezahüratları ile karşılayan centilmen tribünlerden kimsenin şüphesi olmasın. Gergin maçlar öncesinde rakip taraftar gruplarını misafir ederek dostluk mesajı veren bir camiadan bahsediyoruz…
Kupa maçında yaklaşık olarak tam kadro olan rakibine karşı rotasyonla aldığı beraberlik, takıma umut aşıladı. Lig’deki en zor maçlardan Esenler Erokspor mücadelesi sıradaki duraktı. İlginç bir takım Erok. Ne yapacağı kestirilemeyen türden. Bakmışsınız rakibiniz sahada ruh gibi oynuyor, bir anda olurmuş aslanlar gibi. Fark da yiyebilirsiniz, galibiyet de alabilirsiniz. Maçı canlı olarak takip etme fırsatını ne yazık ki bulamasam da tekrarını kaçırmadım. Güzel kadro seçimiyle sahada basmadık yer bırakmayan Bodrumspor’u kutluyorum öncelikle. Her ne kadar güzel oynasa da ilk golü yemekten kaçamadı fakat sonrasında mükemmel toparladı yeşil beyazlılar. Ali Habeşoğlu ve Hotic’in golleri sonrası işleri her ne kadar lehine çevirse de ilk yarı sonunda yenilen golle skor devreye eşit gitti. İkinci yarının hemen başlarında Dino Hotic’in gördüğü kırmızı kart ile işler sıkıntıya girdi. Rakibin attığı iki gole, son saniyelerde Seferi ile cevap verse de yeterli sonucu alamayan takım, maçtan puansız ayrıldı. Her ne kadar mağlubiyet gibi görünürse görünsün, yine kötü denebilecek bir mağlubiyet değil. 4-3 kaybetmek, mücadele edip, çabalayıp da kaybetmek. Şöyle yenilin can feda! Manisa maçı gibi rezil performans yerine en azından bu şekilde yanınızda gurur duyan bakış açısı olsun.

Sırada yine ligdeki bir diğer maç var. Iğdır FK, sanki canı sıkılmış da kupa maçındaki durumu telafi etmek istemiş. Geçtiğimiz günlerde taraftarları tesislere gelerek oyuncu kafilesine ve yönetim kuruluna uyarılarda bulunup bir yandan motive etmiş. Ne kadar etkili olduğunu, oradaki herkesin buz kesmiş biçimde dinlemesinden anlamamız gerekiyor. Biraz tehditkâr olmasının yanı sıra sitem eden, verdiği çabayı örnek gösteren taraftarlardan tepkiler cidden çığ gibi. Kısacası diken üstünde bulunan bir takım. Psikolojik olarak oldukça yorucu bir durum. Bodrumspor ise yoluna kazanarak devam etme davasını koruyan, adım adım play-off potasındaki yerini sağlamlaştırma hedefli çalışmalarını sürdüren bir ekip. Çekişmeli geçmesini beklediğim maçlar arasındaydı zaten bu karşılaşma, çünkü iki tarafın da ihtiyacı puan ve hatta puanlardan yana. Açıkçası ilk izlenimim, Bodrumspor’un daha güçlü olmasına karşın savunmasındaki zaafları ve deplasman problemi sebepli olarak tam olarak “Kazanacak,” diyemediğim için kararsız kalmıştım. Henüz 18.dakikada Seferi’nin penaltı golü sayesinde konuk ekip öne geçti. İlk yarı boyunca genel anlamda dengeli süren mücadele, ikinci yarı başında Iğdır’ın tecrübeli golcüsü Gianni Bruno’nun kazandığı ve gole dönüştürdüğü penaltıyla birlikte başladı diyebiliriz. Bireysel olarak ligin gediklisi olduğundan dolayı beğendiğim oyunculardan biri kendisi. Çok tecrübeli ama bir o kadar da kazanma hevesli. Sene başında Puscas yerine düşündüğüm oyuncu listesinin başlarındaydı.

Yediği golden üç dakika sonra pozisyon bulan Bodrum, Cenk’in şahane ortasında Ahmet Aslan’dan kafa golü bularak üstünlüğü yeniden ele geçirdi. Cenk’in ortası da Ahmet’in vuruşu da ayrı güzel. Bu maç bazında ikisinin üstün performanslarını tebrik ediyorum.
5 dakika kadarcık daha ilerleyelim. Yediği gole karşılık vermek isteyen, rakibi sahasına kapatan Iğdır; işin savunma kısmından kısınca ve Bodrum da kontra fırsatı yakalayınca harika bir gol izledik. Topu kendi ceza alanının önünden alıp, rakibin penaltı noktasına kadar getirdikten ve soğukkanlı aşırtmasıyla filelere gönderen görev adamı Omar Imeri, golü de kendi tarzında kutladı.
Son bölümde baskısını arttıran Iğdır, Tsunami ile golü bulsa da yetmedi ve kazanan 3-2 ile Bodrumspor oldu.
Yense de yenilse de gol bulma sıkıntısı çekmeyen bir Bodrum’un hayalini kurmuştum, devam etmesini diliyorum! Güzel bir takım içi uyum yakalandı ve meyveleri de yavaş yavaş olgunlaşıyor. Sakat/eksik oyuncuların dönüşü sonrası Süper Lig neden olmasın? Daha önce bana sorarsanız daha alt seviyeli bir takımla başarmıştık. Kenetlenen, motive olan, bütünleşen takımın başaramayacağı şey yok. Sabredelim, başarılar kısa sürede kazanılmıyor…






