Gizem Özcan’dan Anayasa Mahkemesi’ne Çağrı / Emin Varol “SOKAK” Yazıları…

Yayınlama: 12.03.2026
126
A+
A-

Gizem Özcan’dan Anayasa Mahkemesi’ne Çağrı

Ankara’dan, Muğla için yeni bir çığlık yükseldi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den sonra, Muğla Milletvekili Gizem Özcan da Anayasa Mahkemesi’ne, “Bir gün bile beklemeden Akbelen dosyasını karara bağlayın. Şirket, ağaç kesmeye devam ediyor” dedi

CHP’li Özcan dün TBMM Genel Kurulu’nda Muğla için yine ses yükseltti.

Muğla’nın, “maden sahasına” çevrildiğini hatırlatan Özcan, şöyle devam etti:

“Muğla’nın üçte 2’sinden fazlası madencilik ruhsat alanı. Bir kenti, tarım, turizm, kültür kenti Muğla’yı nasıl maden sahasına çevirdiniz?

Siz Muğla’yı ne olarak görüyorsunuz? Muğla’ya reva gördüğünüz gelecek bu mu?

946 aktif ruhsat, 1.955 ihale sahası; şimdi buna eklenecek 35 yeni sahanın büyüklüğü ise 164 bin dönüm.

Bu alanın içinde 106 bin dönüm orman, 7 bin dönüm zeytinlik 2 milyondan fazla ağaç bulunmakta.

Şimdi soruyorum sizlere: Bir ülke aynı anda hem 2053 net sıfır emisyon hedefi ilan edip bu kadar büyük bir alanı madenciliğe açabilir mi?

Aynı anda hem iklim kriziyle mücadele ettiğini söyleyip hem de ormanlarını bu kadar kolay gözden çıkarabilir mi?

Rakamlar bize çok çarpıcı bir tabloyu gösteriyor.

Cumhuriyetin ilk seksen yılında verilen maden ruhsatı sayısı yaklaşık 1.186, son yirmi yılda verilen ruhsat sayısı ise 386 bine ulaşmış, yanlış duymadınız: 386 bin.

Bu artış tarihsel bir kırılmadır, bu kadar büyük bir ruhsat artışı mekânsal planlamayı, su havzalarını, tarım alanlarını, orman ekosistemlerini nasıl etkilemekte; bu soruların ise yanıtı yok. İşte, tam bu nedenle Mecliste bir araştırma komisyonu kurulması zorunludur.”

Madenler, holdinglerin değil ortak mirastır

CHP tarafından verilen ”madencilik ruhsatlarının ihale süreçleri” ile ilgili araştırma önergesi üzerine söz alan Özcan, Anayasa’nın  168. Maddesinin  çok açık olduğunu ve “Doğal kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve kamu yararı doğrultusunda işletilmelidir.” dediğini hatırlattı

Özcan şunları söyledi.

Madenler holdinglerin, siyasi iktidarın değil, ortak mirasımızdır. Bu ortak mirası yönetirken dört temel ilkeye sarılacaksın: Şeffaf ve hesap verebilir olacaksın, nesiller arası adaleti ve doğayı koruyacaksın.” Ama son yirmi yılda madencilik alanındaki politikalar bu dört ilkeye de aykırıdır.

Madencilik mevzuatı son yıllarda hızlandırılmış bir ruhsat rejimine dönüştürülmüştür. Bazı maden ruhsatlarının ihalesiz devredilmesinin önü açılmıştır.

2025’te “süper izin” olarak anılan bir mekanizma ortaya çıkmıştır. Çevre, orman, mülkiyet, su izinleri gibi çok sayıda kamusal denetim sürecini tek bir idari hattın içine sıkıştırmaktadır. Sonuç nedir? Denetim azalmakta, hız artmaktadır ama söz konusu doğa olunca hız her zaman ilerleme anlamına gelmez; bazen bu hız, yıkımın hızıdır.

Başka bir sorun daha var. Madencilik için en kritik kurumlardan biri MAPEG, uzun yıllardır ruhsat verilerini kamuya açık biçimde paylaşmaktaydı. Ancak 2025 yılı itibarıyla bu veriler yayından kaldırılmıştır, ruhsatların kapsamına ve niteliğine ilişkin bilgilere erişim sınırlanmıştır.

Şimdi soralım: Eğer bu işlemler kamu yararı için yapılıyorsa neden bu bilgileri göremiyoruz? Eğer sistem sağlıklıysa neden denetim mekanizmaları işletilmiyor?

CJP’li Özcan konuşmasını sonunda, “ mahkeme salonlarını halk iradesinin sesine çeviren milyonların adayı” Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarını saygıyla selamladı.

 

Bu yazıyı paylaş !

Shares
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.