Demokrasi Tutarsızlıkları / Hasan Harmancı “SOKAK” Yazıları…

Yayınlama: 05.01.2026
130
A+
A-

Demokrasi Tutarsızlıkları

Vazgeçilmezin demokrasi olduğunu dünya bilmek durumunda.
Karşı konulmaz bir faşizm dönemi bekliyor insanlığı.
1925’lerde başlayıp 1945’lerde milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan faşizm şekil değiştirerek Amerika’da diğer birçok ülkeden farklı olarak açık arayla nüksetti. Bizden uzak gibi görünen bize gelmez, bize uğramaz sanmayın. Dünya bir bütün. Dünya her şeyiyle bir bütün.
Venezuela demokrasiye uzaklığıyla yaşadığınız bölge devletlerinden hiç farklı değil. Bunun bir nedeni de şirketler gibi yönetilen ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarıyla pek birbirinden farklarının kalmamasıdır. Demokrasi bilinçli olarak arka cepte tutuluyor, görüntüde varmış gibi gösteriliyor. Demokrasi tutarsızlıklar üzerinden şaşaalı bir gösteriden öteye geçmiyor.

Venezuela bu anlamda parlamenter sistemin varmış gibi işlediği, demokrasinin sandıktan çıktığı ancak sandığın illegal yollardan kağıt üzerinden değiştirildi bir işleyişle umutları tüketti, huzurla yaşamı talana çevirdi ve küçük bir azınlığın çıkarına dönüştü.

Bu duruma düşen, düşürülen ülkeler kolay lokmaya dönüşüyor. Ekonomi işlemiyor, demokrasi işlemiyor, hak-hukuk-adalet değirmen taşında öğütülmüş oluyor. Sonuç ne olabilirdi ki: Amerika ve Çin’e bağlı şirketlerin sömürü düzeni yerel yasaların uygulanması dışına çıkarıldı.

Amerikan yeni faşizmi Amerikan çıkarını Latin Amerika halkı için kabusa döndürdü. Venezuela hükümeti Amerikan kukla yönetimiyle yönetiliyordu. Bu o kadar açıktı ki, seçim dönemlerinde en güçlü destek bölgenin İsrail’i konumunda olan Brezilya’dan geliyordu. Görüntüde kavga eden ve karşıt ekonomik programlar üzerinden dik başlı bir Bolivarcılık parlatılıyordu. Ancak bu gerçekten sahte bir Bolivarcılık. Aslında düşülen bataklık belliydi. Ülkedeki anti-demokratik işleyişin geldiği süreç kaçınılmaz olarak önce Amerikan’ın ameliyat masasına yatmak sonrasında ise Amerikan şirketlerinin “tam” kocağı oturmaktır.
Yeni Amerikan düzeni değil bu; bu yeni bir şey değil. Tüm dünyada yaşayan insanların tedirginliğinin artması ve Amerikan despotizmine uymayanların yeni bir faşizm türbülansına sürüklenmesinden başka bir şey değil. Amerikan azınlığın mutluluğu için insanlığın yeni vahşi sömürüsünün kalıcılığını arttırmak çabasıdır.

Amerika’nın bu politikası yeni değil. 11 Eylül konseptinin işleyiş modeli uygulanmaya devam ediyor. Teknoloji geliştikçe ve menzili genişledikçe güçler arasındaki dengeye bağlı olarak Madaro’da Saddam’da, Kaddafi’de olduğu gibi işlemeye devam edecektir.
Ancak süreçte Amerikan faşizmi en çok Amerika halkına bedel ödetecektir.
Bu büyük sömürü ve işgal yeni insanın bir yandan köleleşmesini bir yandan da özgürlük anlayışı değiştirmesini sağlayacaktır. Amerika sadece Amerika değildir; daha büyük bir Latin Amerika’dır. Amerika’da ayrışmanın, etnik güvencesizliğin artmasıdır. “Amerika kimin yurdu?” sorusu her an yeniden yanıtlanması gereken bir soruya dönüşüyor.

Artık ülkeler Venezuela örneğinde görüldüğü gibi kendi kaderini tayin hakkını yetirmiş durumdalar. Ancak Amerika’da bu hakkını bedel ödeyerek yetirmez sanılmasın. Demokrasi adı altında tutarsızlıklar bizim geleceğimizi emanet bir cehenneme taşıyor.
Belli ki dünya demokrasi için bedel ödemeye devam edecek. Batı ve Amerikan demokrasisi uluslararası despotizme dönüşüyor. Uluslararası hukuk güçlünün hukuku olmaya hızlı adımlarla ilerliyor.

Dünyamızı saran bu kabusa çözüm bakalım insanlık hangi bedeli ödeyerek kalıcılaştıracak.

Bu yazıyı paylaş !

Shares
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.