">

Çevreyi Koruması Gereken Sistem Formaliteye Dönüştü

Yayınlama: 01.07.2026
379
A+
A-

Herodot’un Memleketi, Halikarnas Balıkçısı’nın cenneti, Kedilerin ve köpeklerin bile arkadaş olduğu, Dünyanın en güzel yeri Bodrum’dan Merhaba!

Bildiğiniz gibi uzun bir süredir “Fatih Bozoğlu ile Sokağın Sesi” programında her cuma günü bir araya geliyor; ülkemizin, Bodrum’un ve hayatın içinden birçok konuyu kimi zaman şiirsel bir dille, kimi zaman da içimizde biriken öfkeyle değerlendirmeye çalışıyorduk.

Son dönemde sizlerden gelen mesajlarda ortak bir talep dikkatimi çekmeye başladı. Birçok takipçimiz, gündemi daha yakından takip edebilmek için daha kısa ama daha sık yayınlar yapmamızı önerdi.

Biz de bu önerilere kulak verdik. Bu nedenle bugün itibarıyla Sokağın Sesi’nde yeni bir döneme başlıyoruz. Artık sadece cuma günleri değil, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri sizlerle buluşacağız. Daha kısa, daha dinamik ama yine aynı samimiyetle…

Sokağın nabzını tutmaya, halkın sesini duyurmaya, bazen dertleşmeye bazen de birlikte düşünmeye devam edeceğiz. Çünkü gündem durmuyor. Hayat durmuyor.

Sokağın sesi hiç susmuyor, susmayacak da…

Şimdilik haftada üç gün birlikte olacağız. Sonrasında ise yine sizlerin görüşleri ve talepleri doğrultusunda yolumuzu birlikte çizmeye devam edeceğiz.

Varolun…

Bu yeni konseptteki ilk programımızı yine en çok önemsediğim konu olan çevre mücadelesine ayırmak istedim. Çünkü öyle rakamlar vardır ki, uzun uzun yapılan tartışmalardan çok daha fazla şey anlatır.

İşte 32 kısım tekmili birden Fatih Bozoğlu ile Sokağın Sesi 52.Bölüm başlıyor!

xxxxxx

Geçtiğimiz hafta değerli ağabeyim, İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun’un kamuoyuyla paylaştığı bir veri seti dikkatimi çekti. Türkiye’nin hızlı ve yorucu gündemi içerisinde belki hak ettiği kadar konuşulmadı, belki birkaç haberin arasında kaybolup gitti. Oysa bana göre üzerinde durulması gereken, hatta geleceğimizi ilgilendiren son derece önemli bir tespitti.

Çünkü mesele sadece çevre değil, sadece ağaç değil, sadece bir maden sahası ya da bir yatırım projesi de değil…

Mesele; çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakacağımız, toprağımızı, suyumuzu, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı ne kadar koruyabildiğimiz meselesidir.

Metin Ergun’un paylaştığı ÇED verileri, Türkiye’de çevreyi korumakla yükümlü sistemin ne kadar etkin çalıştığı konusunda hepimizin dönüp yeniden düşünmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.

Ve açık söylemek gerekirse, rakamlar insanın zihninde birçok soruyu da beraberinde getiriyor. İşte bugün Sokağın Sesi’nde biraz da bu soruların peşine düşeceğiz.

Metin Ergun’un açıkladığı ÇED Rakamları korkunç! 94 Bin Projeden Sadece 96’sına “Dur” Denilmiş. İnanabiliyor musunuz?

İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerini paylaşarak Türkiye’deki ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sistemine ilişkin çarpıcı bir tabloyu gündeme taşıdı.

Açıklanan rakamlar, yıllardır çevre örgütlerinin, yaşam savunucularının ve yöre halklarının dile getirdiği eleştirileri bir kez daha gözler önüne serdi.

Bakanlık verilerine göre 1993-2025 yılları arasında değerlendirilen 94 bin 282 proje içerisinde yalnızca 96 proje için “ÇED Olumsuz” kararı verildi. Buna karşılık 8 bin 794 proje “ÇED Olumlu” kararı alırken, tam 83 bin 925 proje için ise “ÇED Gerekli Değildir” kararı düzenlendi.

Ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Ergun, her bin projeden yalnızca birinin çevre açısından sakıncalı bulunarak durdurulduğuna dikkat çekti.

Rakamlar, kamuoyunda uzun yıllardır sorulan o soruyu yeniden gündeme taşıyor:

ÇED süreçleri gerçekten çevreyi korumak için mi işletiliyor, yoksa yatırımların önündeki hukuki engelleri kaldırmak için mi?

xxxxxx

“Çevreyi Koruması Gereken Sistem Formaliteye Dönüştü”

Metin Ergun, mevcut yapının çevreyi koruyan bir mekanizma olmaktan uzaklaştığını savunarak, ÇED süreçlerinin yatırım projelerine hukuki meşruiyet sağlayan bir formaliteye dönüştüğünü ifade etti.

Ergun, bağımsız bilim insanlarının, meslek odalarının ve yerel halkın karar süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerektiğini belirterek özellikle ormanları, meraları, zeytinlikleri ve su havzalarını tehdit eden projelerde çok daha sıkı denetim uygulanması çağrısında bulundu.

Asıl Soru Şu…

Bugün Türkiye’nin birçok bölgesinde insanlar sadece ağaçlarını değil, yaşam alanlarını, su kaynaklarını, tarım topraklarını ve geleceklerini savunmaya çalışıyor.

Çünkü çevre mücadelesi artık yalnızca doğa meselesi değil; yaşam hakkı meselesi haline gelmiş durumda.

Ortaya çıkan rakamlar ise kamuoyuna şu soruyu sorduruyor:

94 bin projeden sadece 96’sı çevre için riskli bulunduysa, yıllardır süren çevre davalarının, bilirkişi raporlarının, halk itirazlarının ve sokaklara taşan mücadelelerin sebebi neydi?

xxxxxx

Ez cümle;

“Rakamlar bazen uzun raporlardan daha çok şey anlatır. Eğer 32 yılda yaklaşık 94 bin projeden sadece 96’sına ‘dur’ denilebiliyorsa, ortada çevreyi koruyan bir mekanizmanın ne kadar etkili çalıştığını sorgulamak gerekir. Akbelen’de, Kaz Dağları’nda, İkizköy’de, Artvin’de insanlar yıllardır neden mücadele ediyor? Eğer her şey kurallara uygunsa bu itirazlar neden bitmiyor? Kalkınma elbette önemlidir. Ancak kalkınmanın bedeli ormanlar, zeytinlikler, dereler ve su kaynakları olmamalıdır. Çünkü doğanın kaybettiği yerde, er ya da geç toplum da kaybeder. Asıl mesele yatırım yapmak değil; gelecek kuşaklara nasıl bir ülke bırakacağımıza karar vermektir…”

xxxxxx

İkinci Ez cümle;

“Akbelen direnişi inişli çıkışlı Türkiye’nin gündemine geliyor. Kimi zaman Nejla Işık’ın sesi, Esra Işık’ın tutuklanması günlerce konuşuluyor. Sonra bir bakıyorsunuz gündemden düşüvermişler. Farkında mısınız tahliye kararının ardından kamuoyunun ilgisi hızla başka gündemlere kaydı. Oysa mücadele bitmedi. Maden sahasıyla ilgili davalar, kamulaştırma tartışmaları ve hukuki süreç devam ediyor. Gündem değişebilir ama Akbelen’de toprağını, zeytinliğini ve yaşam alanını savunan insanların öyküsü hâlâ sürüyor. Bence asıl sorgulanması gereken, Türkiye’de çevre mücadelelerinin yalnızca kriz anlarında hatırlanıp sonra unutulmasıdır…”

Sizin yorumunuz nedir?

Eyvallah…

Bu yazıyı paylaş !

Shares
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum