Bodrum Susarken Sarnıçlar Neden Hala Sessiz? Yıldız Feldmann “Sokak” Fotoğrafları ve yazıları…
Geleceğin çözümü geçmişte mi gizli ?
Bodrum’un beyaz evleri ve begonvilleri kadar kümbetleri de ikoniktir. Yol kenarlarında, tepelerde, zeytinliklerin arasında ya da lüks bir sitenin hemen yanı başında duran, zamana sessizce direnen su sarnıçlarından bahsediyorum. Bu kurak coğrafyada bir zamanlar can suyu olmuş bu eşsiz miras, ne yazık ki bugün kaderine terk edilmiş durumda. Sayıları yarımada genelinde yüzleri bulan bu yapılar, otların ve molozların altında unutulmuş sessiz bir tanık gibi bekliyorlar.
Bugün Bodrum denince akla gelen ilk şey ne yazık ki sadece turizm değil; bitmek bilmeyen su kesintileri, patlayan isale hatları ve kapıda bekleyen büyük kuraklık tehlikesi. Barajlar alarm verirken, su kesintileri günlük hayatın sancılı bir
parçası haline gelmişken her yaz aynı cümleyi kuruyoruz “Su tasarrufu yapalım.” Elbette yapalım ama asıl soru şu, biz elimizdeki imkanları ve geçmişin mirasını ne kadar değerlendirebiliyoruz?
Bu krizin ortasında gözümüzü barajlardaki doluluk oranlarına ya da modern beton depolara dikmiş durumdayız. Oysa çözümün bir parçası tam karşımızda, tarihin içinde sessizce bekliyor. Milyonlarca liralık yeni projeler üretmeden önce, atalarımızın bize bıraktığı mirasa dönüp bakmalıyız. Çünkü bazen geleceğin en akıllı fikri
geçmişte saklıdır.
Geçmişin bilgeliğini günümüz teknolojisiyle buluşturmak….
Bir sarnıç, yarım küre biçimli kubbeli yapısıyla yağmur suyunu toplamak üzere kusursuzca tasarlanmıştır. Yapılan araştırmalara göre, bir kümbet, sadece kendi kubbe alanından yaklaşık 25 metreküp yağmur suyu topluyormuş. Eğer çevresine küçük eğimli kanallar (aklar) yapılırsa bu miktar 75-80 metreküpe kadar çıkabiliyormuş.
Bu da önemli bir miktar su demek.
Elbette ki bu tarihi yapılar yarımadanın su sorununu tek başına çözemez ve hiçbir sarnıç kentin tüm ihtiyacını karşılayamaz.
Teknolojinin olmadığı bir dönemde üretilen bu sistem, bugün sahip olduğumuz modern imkanlarla birleştirilirse kriz anlarında Bodruma nefes aldırır diye düşünüyorum.
Susuzluk probleminin her geçen gün daha da büyüdüğü bu dönemde sarnıçları yeniden işlevsel hale getirmek çok ta zor olmamalı.
* Aslına Uygun Restorasyon: Sarnıçlar aslına uygun şekilde restore edilip yalıtımları yapılabilir.
* Yağmur Suyu Hasadı: Çevredeki uygun eğimlerle yağmur suları yeniden sarnıçlara yönlendirilebilir.
* Geri Dönüşümlü Kullanım: Toplanan sular Park, bahçe ve yol kenarlarındaki yeşil alanların sulanmasında değerlendirilebilir. Böylece her yaz yeşil alanları sulamak için harcanan tonlarca şebeke suyu halkın kullanımına kalır.
* Yangınla Mücadele: Bodrum’un ciğerlerini yakan orman yangınlarında en büyük sorunlardan biri suya hızlı ulaşmaktır. Yarımadanın dört bir yanına dağılmış bu sarnıçlar, her an hazır bekleyen birer acil durum su rezervi haline getirilebilir
Sarnıçlar Daha Fazla Susmasın !
Bu sarnıçları sadece birer depo olarak görmek onlara haksızlık olur. Onları canlandırmak demek, Bodrum’un geçmişteki su sistemini günümüze taşımak; kentin tarihine, kültürel mirasına ve kimliğine sahip çıkmak anlamına gelir.
Yarımadanın dört bir yanındaki sarnıçları doğru projelerle işlevsel hale getirmek, belki de Bodrum’un geleceğine yapılacak en akıllı, en çevreci ve en saygın yatırım olacaktır.
Bodrum susuzluktan kırılırken, gözümüzün önünde duran bu sessiz mirası yeniden hatırlamak doğru bir çözüm yolu olmaz mı ?
Gökyüzünden düşen tek bir damla bile boşa akıp gitmesin ve artık sarnıçlar daha fazla suskun kalmasın !








Geleceğin çözümü geçmişte mi gizli ?
Sarnıçları hiç bu gözle bakmamıştım, çok iyi bulmuşsun
Neden olmasın…!?!?