Bir İmza ile 6 Köyün Yaşamı Nasıl Kararır? / Sedat Kaya “SOKAK” Yazıları…

Bir İmza ile 6 Köyün Yaşamı Nasıl Kararır?
Gece yarısı atılan bir imza…
Ne siren sesi var, ne duyuru.
Ama sabah olduğunda altı köy artık eskisi gibi değil.
Akbelen’de mesele sadece ağaç değil, sadece çevre de değil.
Mesele doğrudan insan.
Cumhurbaşkanı kararıyla, Milas’ta 6 köyde toplam 679 parsel acele kamulaştırılıyor. Hukuk diliyle “linyit üretiminin devamı”, hayatın içinden bakınca ise köylünün evinden, yurdundan, toprağından koparılması.
Bu bir kamulaştırma değil, yerinden etme kararıdır.
“Acele” deniyor.
Peki ne acil?
Köylünün yaşamı mı acil?
Toprağın, zeytinliğin, mezarlığın korunması mı?
Hayır.
Acil olan kömür.
Oysa “acele kamulaştırma” hukuken olağanüstü haller için öngörülmüştür: deprem, savaş, afet…
Akbelen’de ne oldu?
Bir doğal afet mi yaşandı?
Hayır.
Burada olağanüstü olan tek şey, sermayenin ihtiyacının yurttaşın yaşam hakkının önüne geçirilmesi.
Altı köy…
Altı ayrı yaşam, altı ayrı hafıza, yüzlerce hane.
Bir imzayla “taşınmaz” sayılıyorlar.
Devletin dilinde “parsel”, köylünün dilinde ev.
Devletin defterinde “ruhsat sahası”,
köylünün hayatında doğduğu yer.
İnsanlara “bedel ödenecek” deniyor.
Ama kim, hangi bedelle bir yaşamı satın alabilir?
Bu ülkede Akbelen bir ilk değil.
Ama belki de en çıplak örneklerden biri.
Çünkü artık saklanmıyor.
Ağaçlar gece kesiliyor,
kararlar gece yayımlanıyor,
hayatlar sabaha karşı değiştiriliyor.
Ve sonra deniyor ki:
“Bu bir kamu yararıdır.”
Kamu kim?
Kömür şirketi mi kamu?
Köylü değilse, kamu kim?
Akbelen’de bugün olan şey şu.
Devlet, tarafını seçmiştir.
Bu bir çevre yazısı değil.
Bu bir tarihe nottur.
Çünkü insanlar evlerinden atıldığında, yalnızca mekânlarını değil, geleceklerini de kaybederler.
Toprağını kaybeden köylü sessizleşmez.
Sadece derinleşir.
Bu imzalar gelir geçer.
Ama bu utanç, burada kalır.
Kaynak: https://datcaninsesi.com/






