Ah Bodrum / Hasan Harmancı “SOKAK” Yazıları…

Ah Bodrum
Hem karadan hem de denizden çölleşiyoruz. Bodrum’un kader ağlarında vazgeçemediği iki en önemli değerini artık yetirmekle karşı karşıya. Betonlaşma %68 artmış, deniz çayırları %42 azalmış, kıyı bandının %65’i yapılaşmış. Denizdeki yat nüfusu karadan daha fazla büyümüş. Denizciler derneğine üye sayısı 2500’den on bine çıkmış. Ancak bunlar sadece üyeler. Üye olmadan gelenlerin verilerini kimse söyleme taraftarı değil. Grok’ta “bilmiyorum” diyor. Denizcilerin hiçbir sorunu yokmuş sadece marina/yat limanı istiyorlar. Yat atıklarının sadece %8’ini (sadece sadece yüzde sekiz) atık boşaltım noktasına verebiliyorlarmış. Gerisini deniz yutuyormuş. İyi yüzmeler Bodrumlular… Ne güzel değil mi sevgili Bodrumlular.
Karada rantın yarattığı betonlaşma dere, tepe demeden şehri yutuş, yutmaya devam ediyor: Ağaçsız, denizsiz ve susuz bir Bodrum artık daha mümkün. Bu ifadeyi de tanıtım reklamlarına koymaya hazırlansak iyi olur. Gelecek turiste gerçeği söylemek durumundayız. Bilerek gelen/gelecek turistin devamlılığı açısından bu şık olur.
Denizdeki çölleşme ise (kimse görmediği için) daha da vahim. Poseidon (Deniz) çayırları dediğimiz denizin yaşamasını sağlayan kaynakları çok hızlı tükeniyor. Bodrumlu yeni nesil denizciye “doğrudan” bir yararı olmadığı içinde kimsenin umurunda değil. Onlar mega yatların, ultra zenginlerin gelmesini istedikleri bir Bodrum hayalindeler gece gündüz. Mavi denize değil de gri denize girdiğimizi göremiyoruz. Bodrum Deniz Ticaret Odası yaptırdığı araştırmada Bodrum kıyılarının artık gri olduğu tescillemiş durumda. Kıyıları ve denizi kimin kirlettiğini söylemeyeceğim. Sizde kimseye söylemeyin. Araştırmayı yaptıran bu kirlilikteki payını ise verilere yansıtmamayı seçiyor.
Bu başlığı neden seçtiğimi de belirtmek durumundayım. On sekiz yıl sonra kimin aklına geldiyse Bodrumla ilgili bir çalışma yapmaya ihtiyaç duyuldu. Çalışmanın adı “Bodrum Yarımadasının Çevresel ve Yapısal Geleceği Sempozyumu II”. Çalışma bir emek ürünü ve içeriği iyi düşünülerek profesyonelce hazırlanmış. Katılım da harikaydı. Üç gün boyunca yerinden kalkmayan çok kişi vardı doğrusu. Konular teorik ve pratik aksamında devam etti. Ancak her zamanki gibi ilgili çok kişi olmasına rağmen konunun muhatapları yoktu. Onlarda eminim 3-5 ay sonra sempozyum kitabı çıkarsa oradan okuyacaklardır.
Muhatapların konumu her zaman maalesef böyle oluyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Bodrum Belediyesi bu çalışmayı desteklemiş görünüyor. Konuşmacı olan Belediye bürokratları da vardı. Varlıkları kişisel değildi elbette. Lakin su ve trafik konusunda çözümlerin gecikmesinin nedeninin kurumlar arası bürokrasiye takıldığını söylemekten öteye gitmediler, gidemediler. Konuşmacının birisi şöyle dedi; “ onsekiz yıl önceki sempozyumun konusu da bu sorunlardı”. Bir çoğumuz ironu yaptığını sandığımız için güldük.
Bodrumlunun sorununu böyle çözecekler: Bodrum’a su borusu döşenecek ancak su yine gelmeyecek. Trafik ise bildiğiniz gibi devam edecekmiş. Bu arada Bodrumda yaşayanların %46’sı ulaşım sorunu yaşıyormuş. Yani, yarıya yakını hala Bodrum köyünde yaşıyor. Yani, 1980’lerde falan. Elektrik işi ise daha da kötüymüş. Bodrumlunun %75’i ise elektrik kullanımından muzdaripmiş. Bu çalışmada güzel tek yeni gelişme (bana göre) düşünülen çevre yolunun Bodrum trafiğine katkısının %3 civarında olduğu tespit edildiği için iptal doğru gidiyormuş ama daha gitmemiş.
Sonuçta üç günlük tartışmadan ne çıktı biliyor musunuz: Muçep’in bas bas bağırdığı “Rant odaklı büyüme önlenmeli”, “Sürdürülebilir ulaşım sistemine” önem verilmeli. Bunun için kara ve deniz trafiği gözden geçirilmeli…
Ancak bu konularda Bodrum Kent Konseyi (BKK) sempozyum düzenleyicisi olmasına rağmen ne dediğini duymadım. Sadece yüksek yüksek su komisyonu başkanı Bodruma su için döşenen borulara karşı olduğunu söyledi. Siz duydunuz mu?
Günün sonunda çıkan sonuç şöyle oldu sayın seyirciler; Bodrum yarımadasının kara ve deniz çevresi daha var, yapıya devam. On sekiz yıl sonra III. sempozyumda buluşmak üzere…








