20 Bin Yıllık Yoldaşlığın Ayak İzleri / Sedat Kaya “SOKAK” Yazıları…

Yayınlama: 02.12.2025
106
A+
A-
20 Bin Yıllık Yoldaşlığın
Ayak İzleri
Üst Paleolitik dönemde bir mağaraya girmek ölümle flört etmekti. Çünkü karanlık, soğuk ve bilinmeyen bir derinlikti…
Ama 20 bin yıl önce İtalya’nın kuzeybatısındaki Grotta della Basura’ya giren küçük insan grubu asla yalnız değildi. Onlarla birlikte karanlığa inen, nefesine güvenilen biri vardı; dört ayaklı bir yol arkadaşı.
Mağaranın zemini bugün hâlâ anlatıyor o hikâyeyi. 25 pati izi ve insan ayakları…
Kimi yerde üst üste, kimi yerde yan yana.
Bu izler sadece “birlikte yürüdüler” demiyor, çok daha sert bir gerçeği yüzümüze vuruyor: İnsan denen varlık, karanlığa ilk kez girerken bile bir köpeğe güvenmişti.
Araştırmacı Marco Romano’nun vurguladığı gibi, bu izler aralarındaki bağı “tartışmasız” biçimde ortaya koyuyor. Bu, bir kemiğin soğuk bilgisinden değil, bir yolculuğun sıcak nefesinden öğrendiğimiz bir hakikat.
Yaklaşık 40 kiloluk, 70 santimetre omuz yüksekliğinde güçlü bir köpekti o. İnsan grubunun hemen dibinde ilerlemiş, karanlığı onlar adına koklamış, sesi onlar adına ayıklamış. Belki çocukları korumuş, belki grubun en zayıfı için öncü olmuştu.
Bilim insanları artık bir gerçeği tartışılmıyor;
Bu, dünyanın bilinen en erken evcil köpeği.
Yani insanlık tarihinin ilk sadakati, ilk ortak cesareti, ilk gerçek dostluğu.
Şimdi, aradan on binlerce yıl geçtikten sonra, aynı tür Türkiye’de nasıl anılıyor?
Tehdit.
Sorun.
İtlaf edilecek mahluk.
“Temizlenmesi gereken” sokak unsuru.
Bir zamanlar mağara karanlığında insana güvenen bu canlılar, bugün modern denilen ülkede belediye kararlarında “risk unsuru” olarak kodlanıyor.
Geçmişte bizi karanlıktan koruyan hayvanlar, bugün bizim karanlığımızda boğuluyor.
Meclis kürsülerinde “toplayalım”, “uyutalım”, “yok edelim” diyenler; vicdanı değil, koltuğunu koruyor. Sokakta bir tas suyu çok görenler; medeniyeti değil, kibri taşıyor.
Sosyal medyada nefret kusanlar, tarihin en eski dostluğunu yok ederek övünüyor.
Devletin görevi korumaktır, yok etmek değil.
Toplumun görevi sahiplenmektir, hedef göstermek değil.
Bizim görevimiz hatırlamaktır, unutmamak değil.
Basura Mağarası’ndaki o izler 20 bin yıldır duruyor ama bugün şehirlerimizde bir tek pati izi bile yaşatılmıyor.
Çünkü bugünün insanı karanlıktan değil, gerçekten korkuyor.
Bize koşulsuz güvenen bir canlının gözlerine bakmaktan.
O mağarada insanla köpek yan yana yürürken uygarlık doğmuştu.
Bugün biz sokak hayvanlarını yok etmeye çalışırken, uygarlığın cenazesini hazırlıyoruz.
20 bin yıllık dostluğun hatrına, en azından
karanlıkta bizi yalnız bırakmayanların hayat hakkına sahip çıkmak çok mu vicdan istiyor?
Kaynak: EFLScience

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.