Toprağımızı Vermiyoruz: Torba Yasaya Karşı Ortak Direniş

MUÇEP’in çağrısıyla bir araya gelen çevre örgütleri, “Süper İzin Yasası” olarak bilinen 7554 Sayılı Kanun’a karşı “Muğla Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası”nı başlattı. Açıklamada, yasa için “Bu, bir köksüzleştirme politikasıdır” denildi…

Bodrum Sokak Haber

Toprağımızı Vermiyoruz: Torba Yasaya Karşı Ortak Direniş
Yayınlama: 28.07.2025
203
A+
A-

Muğla’daki çevre ve yaşam savunucuları, doğayı sermayeye açan 7554 Sayılı “Süper İzin Yasası”na karşı birleşti. Muğla Çevre Platformu’nun (MUÇEP) çağrısıyla düzenlenen toplantıya yaklaşık 100 kişi katıldı. Ekoloji, emek ve demokrasi örgütlerinin bir araya gelerek oluşturduğu “Muğla Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası”, yeni yasa ile birlikte hız kazanacağı öngörülen doğa talanına karşı ortak direniş çağrısı yaptı.

Toplantıya 35-40 civarında kurum ve kuruluş temsilcisinin yanı sıra bireysel katılımcılar da yer aldı. Etkinlikte, yasa hakkında detaylı bir bilgilendirme sunulurken, kampanyanın amaçları ve mücadelenin yol haritası da paylaşıldı.

Bu, bir köksüzleştirme politikasıdır

Yapılan kamuoyu açıklamasında, 7554 Sayılı Kanun’un yalnızca teknik bir düzenleme değil, halkın yaşam alanlarına yönelik sistematik bir tasfiye planı olduğu belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Devletin kamu adına kullanılması gereken tüm yetkileri, artık doğrudan şirketlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere seferber ediliyor. Ormanları, tarım arazilerini, meraları, sit alanlarını, kıyıları ve köyleri maden ve enerji şirketlerinin kolay erişebileceği “sermaye stoklarına” dönüştürüyor.”
İnsanlar yıllardır yaşadıkları topraklardan koparılacak
Açıklamada özellikle acele kamulaştırma kararlarının yargı denetimine tabi olmadan uygulanabileceğine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“MAPEK ve EPDK gibi kurumlar, Anayasa’nın açıkça güvence altına aldığı mülkiyet hakkını, “acele kamulaştırma” kararlarıyla fiilen geçersiz kılabilecek. Üstelik bu kararlar, yargı denetimi beklenmeden, halkın onayı aranmadan uygulanabilecek. Böylece tapular fiilen hükümsüzleşecek; insanlar yıllardır yaşadıkları topraklardan koparılacak.”

Zorunlu göç politikası

Sürecin yalnızca bir ekonomik dönüşüm değil, aynı zamanda bir “zorunlu göç ve köksüzleştirme politikası” olduğu şu sözlerle belirtildi:

Bu düzenlemenin anlamı açıktır: zorunlu göç politikasıdır. Köylüye, çiftçiye, kırsalda yaşayan yurttaşlara açıkça “bu topraklardan çekil” denmektedir. Geçimlik üretimin sürdüğü alanlar şirket projeleriyle kuşatılırken, halkın yaşamla kurduğu bağ parçalanmakta; tarihsel, toplumsal ve mekânsal aidiyetler ortadan kaldırılmaktadır. Bu, bir köksüzleştirme politikasıdır. Bu, bir tasfiye planıdır.
7554 sayılı yasa ile devletin görevi halkı korumak olmaktan çıkmakta; maden ve enerji şirketlerine “engel çıkmadan” faaliyet yürütebilecekleri bir rejim yaratılmaktadır. Kamulaştırma, ruhsatlandırma, imar ve planlama gibi araçlar, şirketlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmekte; sermayeye kamu kaynaklarıyla ve halkın mülkü üzerinden açık bir servet transferi yapılmaktadır.
Biz bu düzene rıza göstermeyeceğiz.
Yaşam alanlarımızın feda edilmesine sessiz kalmayacağız.
Köksüzleştirilmeyi, göçe zorlanmayı kabul etmeyeceğiz.
Yasal olan her zaman meşru değildir.
7554 sayılı yasa, halkın gözünde meşru değildir.
Anayasa’nın bizlere yüklediği görev açıktır: Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir ve bu hakkı savunmakla da görevlidir.
Bu hakka dayanarak, yaşam alanlarımızı savunma meşruiyetimiz doğmuştur.”

Birlikte yaşamı savunacağız

Kampanya, sadece Muğla değil, Türkiye’nin dört bir yanında yürütülen çevre mücadelelerine ortak bir zemin oluşturmayı hedefliyor. Açıklama, mücadele kararlılığıyla sona erdi:

“Bu yağma düzenine karşı ortak bir direniş hattı kurmaya devam edeceğiz. Biz buradayız.
Topraklarımızı terk etmeyeceğiz.
Birlikte yaşamı savunacağız.”

Bu yazıyı paylaş !

Shares
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.