Ölüm Emrine Karşı: Tek Ses, Tek Yürek

Yayınlama: 22.08.2025
156
A+
A-
Ölüm Emrine Karşı:
Tek Ses, Tek Yürek
Muğla Yaşam Hakkı Savunucuları Grubu, Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye ve Köyceğiz ilçelerinde Kaymakamlıkları önünde “Ölüm Emirlerine karşı Muğla’da Tek Ses, Tek Yürek” çağrısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklama şöyle:
Yaşamı Katliama Teslim Eden Düzen
Türkiye’de yıllardır kadın cinayetleri görmezden gelindi, çocuk istismarları cezasız bırakıldı, ormanlar rant uğruna yakılıp yok edildi. Bugün aynı zihniyet, hayvanlara karşı da yeni bir cephe açtı:
2024’te “Hayvanları Koruma Kanunu” adı altında yapılan değişikliklerle toplu kıyımlar meşrulaştırıldı. Artık açıkça ilan ediyoruz: Bu düzen için yaşamın hiçbir değeri yoktur!
Katliam Yasasıyla Vicdanlar Öldürüldü!
Sözde “koruma” adı altında yapılan değişiklikler, hayvanların toplu kıyımına dönüşmüştür. Belediyelerin eliyle hayvanlar sistematik şekilde toplanmakta, ölüm kamplarına çevrilen barınaklara kapatılmakta ve sessizce yok edilmekte, bilinmeze gönderilmektedir. Barınaklarda zorunlu kısırlaştırmalar ve rutin aşılama programları durmuştur. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre bu uygulamalar, sokak hayvanlarının hem sağlıklı hem güvenli yaşaması için temel uygulamalardır. Bu programların durması, hem hayvan hem de halk sağlığını tehdit etmektedir.
Hukuk Yok Sayıldı, Talimat Düzeni Getirildi!
Bakanlık, kanun ve yönetmelikte hayvan lehine uygulanabilecek maddelerin uygulanmasını engelleyen, mevzuata aykırı yazıları valiliklere ‘genelge’ olarak göndererek belediyeler üzerinde baskı kurmaktadır. Kanunun hayvan lehine hükümleri hiçe sayılmakta, idarenin keyfi emirleri kanunun önüne geçmektedir.İl Hayvanları Koruma Kurulları, kanunun ruhuna ve lafzına aykırı kararlar almakta; hayvanları korumak yerine belediyelerin hayvanları toplama ve yok etme uygulamalarını
meşrulaştırmaktadır. İl Hayvan Koruma Kurulu Toplantılarında hayvan lehine alınan kararların uygulamaları takip edilmeyip, denetlemeleri yapılamazken, sistem tamamen hayvan aleyhine işletilmektedir.
Üstelik belediyelere torpille personel yerleştirildiği iddiaları ayyuka çıkmıştır, hayvan sevgisi ve bilgisi olmayan kişiler hayvanların bakımıyla ilgili görevlendirilmektedir. Kanun ve yönetmeliklerde açıkça yazılı olmasına rağmen belediyelerin ve ilgili kurumların gönüllülerle işbirliği içinde çalışması hiçe sayılmakta; gönüllüler barınaklara alınmamakta, hayvanların yaşamını doğrudan ilgilendiren kararlardan dışlanmaktadır.
Hayvanı, Çocuğu, Kadını Korumayan Sistem
Ormanları koruyamayan, kadınları yaşatamayan, çocukları istismardan savunamayan bir devlet pratiği, şimdi de
hayvanların yaşamına kastetmektedir. Yeni yasa ile popülasyonun ve sahiplendirmenin artacağı iddiaları bilimsel gerçeklerle çelişmektedir.
Kısırlaştırma ve aşılama durduğu için hem kontrolsüz çoğalma hem de sahiplendirme ciddi şekilde engellenmiştir.
Av Yasağı Derhal Getirilmelidir!
Bilimsel ve hukuki veriler açıktır: Avcılık, hayvanların yaşam hakkına doğrudan saldırıdır. TCK, 5199 sayılı Kanun, Bern Sözleşmesi ve CITES’e göre vahşi yaşam korunmak zorundadır. Buna rağmen “sürdürülebilir av” adı altında kitlesel katliamlar teşvik edilmektedir. Yaşam hakkını korumak için avcılık derhal yasaklanmalıdır.
Bu Ülke, Vicdansız Bir Düzene Teslim Edilemez!
Tüm bunlar yaşanırken, yetki kendi ellerinde olmasına rağmen, bizzat çıkardıkları yasaları uygulamayan; genelgeler ile kanunu delen ve sorumluluk üstlenmeyen bir hükümet anlayışıyla karşı karşıyayız. Cezasızlık düzenine, katliam yasalarına, bakanlıkların usulsüz talimatlarına karşı yaşamı savunacağız. Bu topraklarda yaşamı savunan milyonlar var ve biz çoğunluğuz. Tarih, bu zulmü unutmayacaktır.
Biz Yaşamı Savunanlar Tarihe Not Düşüyoruz
– Hayvan katliamlarına, kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, doğa talanına karşı duruyoruz!
– Biz yaşamın yanında, onlar ölümün yanında olacak.
– Biz adaletin yanında olacağız.
– Ve biz kazanacağız!
Herkese Çağrımızdır!
Artık susma zamanı değil, mücadele etme zamanıdır. Susmak, en büyük suç ortaklığıdır. Hayvanların, kadınların, çocukların ve doğanın sesi olmak için
omuz omuza duralım. Katliam yasasına, cezasızlığa ve adaletsizliğe karşı hep birlikte ses yükseltelim. Yaşamı savunmak, katliamı durdurmak ve adaleti haykırmak görevimizdir. Bizler, hukuk ve vicdan adına bir kez daha ilan ediyoruz: Yaşam hakkı, tüm hakların ön koşuludur; tartışılamaz, yok sayılamaz.
Susmayacağız, korkmayacağız, hukukun ve vicdanın yanında duracağız.”

Bu yazıyı paylaş !

Shares
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.