Fatih Bozoğlu ile Sokağın Sesi 32.Bölüm 6 Şubat 2026
Bu gün 6 ŞUBAT 2026 Cuma
32 kısım tekmili birden Fatih Bozoğlu ile Sokağın Sesi başlıyor…
6 Şubat Sabahıydı
Saat tam 04.17.
Önce uğultu geldi.
Güzel ve yalnız ülkemin üzerine önce Maraş çöktü.
Sonra Hatay.
Adıyaman.
Antep.
Ve Adana…Evler yıkıldı,
Yollar, köprüler, ağaçlar da…
Zaman durmuştu.Çıldırtan bir sessizliğin içinde bir çocuk sesi duyuldu önce.
Sonra o da sustu.O sessizliğin ardından çığlıklar yükseldi:
“Beni duyan var mı?”Deprem durmuştu, ama yıkılan evlerin altından gelen çığlıklar durmuyordu.
Bir koşuşturma vardı, bir telaş…
En çok da çaresizlik dolaşıyordu yıkılmış evlerin, çökmüş yolların arasında.Bir saat…
İki saat…
Üç saat…Bir gün…
İki gün…
Üç gün…“Sesimi duyan var mı?”
“Sesimi duyan!”
“Sesimi…”Ses…
…
…Onlarca insan,
tonlarca betonun ağırlığı altında sustu.Susanlardan biri de Leyla’ydı.
On altı yaşındaydı…
On binlerce insan gibi Leyla da tonlarca betonun altında kalmıştı.
Saat 04.17.
Depremin ilk şokunu üzerinden atan bir adam,
yıkılmış evinin üzerine çıktı.Bir o yana bir bu yana koşuyordu, sonra durdu ve kararlı bir şekilde
Sadece elleri ve tırnaklarıyla betonu kazmaya başladı.Umutla kazıyordu…
Saatlerce kazdı.
Elleri parçalanmış, kan içindeydi.Ne gam,
Umudu vardı çünkü yüreğinde,
Durmadı.Kazdı.
Kazdı.
Kazdı…Saatler sonra ulaştığı şey
sadece bir eldi.Sadece bir el…
Olduğu yere çöktü.
Yüzünde tarif edilemez bir acı vardı.O eli tuttu.
Saatlerce bırakmadı.Babası 6 Şubat günü saatler sonra sadece Leyla’nın eline ulaşılabilmişti.
O günden geriye
Leyla’nın bir eli kaldı,
bir de
o eli bırakmayan babası…
6 Şubat depremini anlatan en çarpıcı fotoğraflardan birisiydi. Fotoğrafta, acılı baba Mesut Hançer, enkaz altında kalan ve yalnızca eline ulaşabildiği kızı Leyla Irmak ve tonlarca beton vardı.
******
Bu çarpıcı ve dünya çapında yayılan fotoğraf AFP foto muhabiri Adem Altan tarafından çekilmiştir. Bu kare, baba Mesut Hançer’in enkaz altındaki 16 yaşındaki kızı Irmak’ın elini tutarken görüntülendiği andır ve dünyada depremin simgesi hâline gelmiştir.
*******
6 Şubat 2023 günü saat 04.17’de merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan 8.6 km derinliğinde ve 7.7 büyüklüğünde bir deprem yaşanmıştı. Ardından da merkez üssü yine Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi olan 7.6 km derinlikte ve 7.6 büyüklüğünde ikinci deprem meydana gelmişti. Bu depremlerde resmi açıklamalara göre 45 bin 784 yurttaşımız can verdi. Ancak bu rakamlar ne kadar doğru hala tartışılmakta…
*******
Herodot’un Memleketi,
Halikarnas Balıkçısı’nın Cenneti,
Kedilerin ve Köpeklerin bile arkadaş olduğu,
Dünyanın en güzel yeri
Bodrum’dan MERHABA.
Bu hafta Fatih Bozoğlu ile Sokağın Sesi’ne 6 Şubat Depremi ile ilgili hazin bir öykü ile başladık. Şimdi de kısa kısa Sokağın Gündemine bir göz atalım, bir iki cümle ile “BANA GÖRE” yorumlayayım…
Bana göre Bodrum’da son birkaç haftanın en önemli iki siyasi haberi MHP ve AK Parti Bodrum İlçe Başkanlarının belirlenmesiydi.
Önce MHP ile ilgili kısa bir anımsatma;
Özellikle Kürt açılımı MHP tabanında ciddi bir rahatsızlık yarattı. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin PKK Terör Örgütü’nün lideri Öcalana’a “Kurucu Önder” demesi ve “TBMM’ye gelip Konuşsun” söylemleri bardağı taşıran son damlalardı. Özellikle Ülkücü gelenekten gelenlerin Bahçeli’nin son dönemdeki söylemleri ve eylemleri nedeni ile İYİ Parti’ye yöneldiği çok net bir şekilde gözlemleniyor. Anımsarsanız Ülkücü geleneğin en önde gelen liderlerinden birisi ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da, 7 Temmuz 1992’de “İçinde bulunduğu partinin siyasî anlayışıyla uyuşamadığı” gerekçesiyle beş milletvekili arkadaşı ile ayrılmış ve Büyük Birlik Partisi’ni kurmuştu.
Bu ayrılış tam anlamı ile bir dönüm noktasıydı. 4 Nisan 1997 tarihinde de Alparslan Türkeş’in ölümü ile Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücüler için büyük bir travma yaşandı ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı…
Biz bunu uzun bir süredir yerelde de çok net olarak gözlemliyoruz. Bir süredir MHP Bodrum İlçe teşkilatında ciddi rahatsızlıklar olduğu belliydi. Bu nedenle MHP Bodrum İlçe Başkanlığı görevine Engin Galipoğlu atanması Muğla ve Bodrum siyasetinde önemli bir yer tutuyor. MHP Bodrum İlçe Başkanlığı görevine Engin Galipoğlu’nun atanması yerelde nasıl bir etki yapacak onu ilerleyen günlerde göreceğiz.
********
21 Kasım’da gerçekleşen AK Parti Bodrum İlçe Kongresinde Yaşar Yıldız Bodrum İlçe Başkanlığına seçilmiş ve biz yerel basın olarak yine tek tip ve sıradan şu başlığı atmıştık;
“Bodrum AK Parti’de yeni dönem…”
Yaşar Yıldız, mazbatasını alır almaz yaptığı açıklamada birlik ve beraberlik zamanı olduğunu dile getirerek:
“İnşallah bundan sonraki süreçte Bodrum’da iyi yapılan her şeyin arkasında, kötü yapılan her şeyin karşısında olacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu süreçte beni yalnız bırakmayan yönetim kuruluma, meclis üyelerime, İl Başkanımıza ve tüm partililerimize çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki süreçte Bodrum için bir şeyler yapacağımıza şüphem yoktur…” demişti.
Ancak 24 Ağustos 2025’de gerçekleşen AKP Bodrum İlçe Danışma Kurulu toplantısında büyük bir kavga çıktı. Yaşanan olaylar sonrası seçildiği gün artık birlik ve beraberlik zamanı olduğunu dile getiren Bodrum İlçe Başkanı Yaşar Yıldız görevden alındı. İşte o tarihten bu yana AK Parti Bodrum İlçe Başkanlığı boş kaldı. Bu arada AK Parti Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz ile Aydın Ayaydın arasındaki savaş da zirve yapmıştı.
Bu süreçte 18 Eylül 2025’te görevinden istifa eden AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin’in yerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı değerlendirme sonucu 17 Ekim 2025’de Cengizhan Güngör AK Parti Muğla İl Başkanlığı görevine atandı.
Bu atama ile Muğla Milletvekilleri Mete ve Otgöz, Ayaydın ile devam eden savaşı kazanmış oldu.
Ancak AK Parti Bodrum İlçe Başkanlığı hala boştu. Bu boşluk AK Parti tabanında rahatsızlık yaratmaya başlamıştı. AK Parti Bodrum İlçe Teşkilatında neredeyse kurulduğu günden bu yana emek veren ve AK Parti Bodrum Gençlik Kollarından gelen Erdal Aşga geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından çok dikkat çeken bir paylaşımda bulundu.
Aşga paylaşımında AK Parti Muğla İl Başkanlığına şu uyarıyı yaptı;
“İsyan değil bu bir sitemdir. Anlamakta zorlanıyorum… Tam 5 aydır partimizin ilçesinde bir ilçe başkanı yok. Bizler vicdanen rahatsızken, sizler nasıl bu kadar rahat davranabiliyorsunuz?
Oysa aramızda birbirinden kıymetli, bu görevi layıkıyla yapacak nice insanlar var. Bulamıyoruz, araştırıyoruz derseniz hepimizi incitmiş olursunuz. Bu iş şu onun adamı bu bunun referansı o şu ismi verdi şeklinde yürütülemez.
Yapmayın. Çünkü biz bu anlayışla parçalanıyoruz, dağılıyoruz ve her geçen gün biraz daha yok oluyoruz. Bu bir uyarıdır. Bu bir feryattır. Bu bir çağrıdır. Partimizi, emeğimizi ve umudumuzu daha fazla tüketmeyin. Saygılarımla…”
İşte tam bu tartışmalar zirve yapmışken Bodrum iş dünyasında, ardından da Bodrum ve Muğla siyasetinde parlayan Seha Ergene AK Parti Bodrum İlçe Başkanlığı’na atandı.
Seha Ergene’nin bu göreve atanmasının, Bodrum siyasetini çok derinden etkileyeceğini söyleyebilirim. Bu atama sadece AK Parti Bodrum İlçe Teşkilatını değil AK Parti Muğla İl Teşkilatını, AK Parti Muğla Milletvekillerini, MHP, İYİ Parti ve son olarak siyaset yapan, şimdilerde ise siyasetten uzak doğayla, ailesi ve işiyle haşır neşir olan Mehmet Tosun’u, önümüzdeki süreçte siyasete atılmak için fırsat kollayan Mehmet Kocadon’u, İYİ parti Bodrum İlçe Teşkilatını ve elbette CHP Bodrum İlçe Örgütü ile Bodrum Belediyesini de derinden etkileyecektir.
Bu kadar iddialı sözler söylememin nedeni; Bodrum Sokak Dergisi üçüncü sayısındaki Seha Ergene’nin tanıtımının yer aldığı cümlelerin arasında saklı…
Bir bölümünü birlikte okuyalım;
“Ben Seha Ergene…”
Bodrum’un Müsgebi Mahallesi’nde doğdum. Hayatım boyunca tek bir ilkeye tutundum: İnsana dokunmak…
İş hayatına genç yaşlarda başladım. Aile mesleğini devralarak inşaat ve gayrimenkul alanında girişimlerde bulundum. Daha sonra kurduğum SHA Gayrimenkul İnşaat ile kentte pek çok projeye imza attım. Fakat profesyonel hayat benim için hiçbir zaman bir amaç değildi; sadece araçtı. Çünkü ben, doğup büyüdüğüm topraklara fayda sağlamayı hedefledim. Bu bakış açısı beni zamanla toplumla daha iç içe olmaya yöneltti.
Yerel seçimlerle birlikte Bodrum Belediye Meclisi’nde görev üstlendim. Ardından AK Parti Muğla İl Yönetiminde sorumluluk aldım; Bodrum ve Yatağan’da ilçe koordinatörlüğü yaptım. Bugün ise Muğla İl Sağlık Politikaları Başkanı olarak, kentimin sağlık alanındaki dönüşüm sürecine katkı sunuyorum…”
Sanıyorum bu cümleler arasında Seha Ergene’nin Bodrum yerel siyasetinde artık ne kadar önemli bir isim olduğunu fark ettiniz.
Seha Ergene ile ilgili tanıtım yazısının son bölümü ise çok daha dikkat çekici;
“Ben, kendi toprağından beslenen ve yine kendi toprağına hizmet etmeyi görev bilen bir insanım. Ve biliyorum, yolculuğum daha yeni başlıyor…”
Bana göre Seha Ergene’nin AK Parti Bodrum ilçe Başkanlığına atanması şu anlama geliyor; AKP artık yerele odaklanacak. Özellikle halkla ilişkileri iyi olan, yerel yapının sevdiği ve en önemlisi de insanlara dokunabilen siyasetçi profillerine yönelecek. Bu AKP’nin geçmişte çok iyi uyguladığı ve başarı elde ettiği ancak bir süredir ara verdiği bir stratejidir. Yeni bir strateji değil ama AKP bu stratejinin yerel siyasette başarılı olduğunu yeniden anımsadı diyebiliriz.
Bu arada şunu da belirtmeliyim; AK Parti ve MHP sadece yerelde değil, Türkiye genelinde de sıkıntı yaşamakta. Başta ekonomik kriz olmak üzere, Kürt Açılımı konusundaki sıkıntılar doğal olarak İl ve İlçe Teşkilatlarına da yansıyor.
**********
Bu arada CHP Milas İlçe Örgütünde çok ilginç bir olay yaşanmış. Eski CHP’li, şimdiki AKP’li Barış Saylak CHP Milas İlçe Başkanlığını ziyaret etmiş. Duyduğuma göre birçok meclis üyesi bu ziyarete katılmadığı gibi “Barış Saylak neden CHP’yi ziyaret ediyor? Hangi sıfatla onu protokol gibi karşılıyoruz? şeklinde tepki de göstermiş. CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey Barış Saylak’ın randevu talebini önce kabul etmemiş, ancak daha sonra kabul etmiş ve bazı meclis üyeleri ile Barış Saylak’ı Milas İlçe Başkanlığında misafir ederek fotoğraf vermiş. Bir de üzerine Barış Saylak “Ben hepinizden önce buradaydım. Burası benim…” diye bir laf etmiş. İşte bu fotoğrafın paylaşılmasının ve bu lafın edilmesinin ardından da dananın kuyruğu kopmuş Milas’ta.
Dedim ya Muğla siyasetinde fırtına öncesi bir sessizlik var. Ama her parti kendi içinde sarsılmaya başladı ve bu sarsıntılar giderek şiddetleniyor.
********
Sokağın bir diğer önemli daha doğrusu kronikleşmiş ve değişmeyen gündemi ise bitmeyen susuzluk konusu;
CHP, Muğla’da Tek Ses Oldu: “Su Sıkıntısının Nedeni Belediyeler Değil” açıklaması yaptı. CHP Muğla İl ve İlçe örgütleri eş zamanlı basın açıklaması yaparak kent genelinde yaşanan su krizinde sorumluluğun sadece belediyelerde olmadığına dikkat çekti. CHP İl ve İlçe Örgütleri tarafından kamuoyuna yapılan açıklamada, “Muğla’nın tamamında yaşanan su sıkıntısının nedeni belediyeler değildir. İçme ve kullanma suyunun; Planlanması, Tahsisi, Ana iletim altyapısı merkezi idarenin ve Devlet Su İşleri’nin (DSİ) sorumluluğundadır. Verilmeyen suyun faturası belediyelere kesilemez.” denildi.
Bence bu açıklamadan daha önemlisini ve anlaşılır olanını Akbelen İkizköy direnişindeki köylüler yaptı. Akbelen İkizköylüler’in yaptığı uyarı açıklaması şu şekildeydi;
“BODRUM AYAĞA KALK, SUYUNA SAHİP ÇIK! Bugün bir maden şirketi için, “acele kamulaştırma” diyerek Bodrum’un suyuna çöküyorlar. Acele kamulaştırma içinde kalan araziler, tarlalar, kuyuların yanı başında. Bu kuyular sadece köylünün değil; Bodrum’un, havalimanının, Güllük’ün suyu. Kuyularımızın yanı başında patlayacak dinamitler, geleceğimizin en büyük tehdidi.
Bu kuyular kurursa Bodrum ve Güllük de kurur. Turizm de tarım da hayat da susar. Bugün dur demezsek yarın çok geç. Suyumuza dokunma!”
Çok net değil mi? Aknelen İkizköy ve diğer altı köye sahip çıkmazsanız Bodrum susuz kalacak…
İkizköylüler susuzluk dışında bir başka tehlikeye daha dikkat çektiler.
Haberi kısaca paylaşayım;
“Zeytin Katliamı Sel Getirdi…
İkizköy’de tarım alanları sular altında kaldı. Son günlerde etkili olan yoğun yağış, zeytin katliamı yapılan Akbelen’de acı bir tablo yarattı. Köylüler, yaşanan su baskınlarının Akbelen’de faaliyet gösteren maden sahası nedeniyle meydana geldiğini belirterek isyan etti…”
********
Fatih Bozoğlu ile Sokağın Sesi programımızın sonunda bana göre iki önemli haberi kısa kısa paylaşacağım izniniz ile.
İlki;
“Dünyaya Etki Eden 50 İsimden Biri Türk!
Bodrum’da yaşayan deniz biyoloğu ve sualtı belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, dünyanın en prestijli keşif organizasyonlarından biri olan Explorers Club tarafından “Gezegeni Değiştiren 50 Kişi” (EX50) listesine seçildi…
Gökalp’in, deniz koruma alanındaki bilimsel çalışmaları ile görsel hikâye anlatıcılığını birleştiren vizyonu sayesinde bu prestijli listeye giren isimler arasında yer aldığı belirtildi…”
Bu haberi gerçekten çok önemsiyorum. Bodrum’da yaşamayı seçmiş çok sayıda değerli insan var ve kurumlarımız bu insanlarımızdan nasıl faydalanabilir? Ne yazıkki bu konuda çok eksiğimiz var. Bodrum Kaymakamlığı ile Bodrum Belediyesi başta olmak üzere, Bodrum Ticaret Odası ve diğer kurumlarımız Bodrum’da yaşamını sürdüren değerlerimizden yeterince faydalanabiliyor musunuz acaba? Bu soruyu yeniden sormanızı diliyorum…
Son olarak paylaşmak istediğim haber ise;
“Bodrum Turizm Platformu Oluşturuldu
Kaymakam Ali Sırmalı başkanlığında ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda Bodrum Turizm Platformu kuruldu. Platform, Bodrum’un marka değerinin korunmasını ve 2026 turizm sezonunun daha güçlü geçmesini hedefliyor…”
Emek veren herkese teşekkür ediyorum. Lakin bu platformda bir eksik var sanki. Bana göre eksik; burada bulunan kurumların hiç biri tabanın sesini ve önerilerini dinlemiyor. Örneğin Bodrum Şoförler Odası havalimanı taksicilerine İngilizce eğitimi vermeyi düşünüyor mu? Ya da tek tip ve temiz kıyafet konusunda bir çalışma olacak mı? Ya da Esnaf Odası üyelerini kaliteli ve iyi hizmet vermeleri için denetleyebilecek mi? Örneğin fahiş fiyatlar uygulayan, ya da çakma marka kalitesiz ürün satan esnafa yönelik ne yapacak? Örneğin biz yerel gazetecilerin “Akın akın turist geliyor. 2 milyon 3 milyon turist geldi…” şeklindeki yalan haberler önlenebilecek mi? En önemlisi BODTO ormanları, denizi ve doğayı katlederek kaçak inşaat yapan üyelerine nasıl bir yaptırım uygulayacak? Ya da Bodrum belediyesi kıyıları işgal eden ve yurttaşların denize girmesini engelleyen işgalleri önleyebilecek mi? Su sorunumuz, elektrik, çöp sorunumuz çözülebilecek mi? Alt yapımız çooooook turistin Bodrum’a tatile gelmesini kaldırabilecek mi? Kanalizasyonlarımız bu çooooooook turistlerin çişlerini taşıyıp arıtabilecek bir tesise götürebilecek mi? Arıtma tesislerimiz var mı? Güvenlik yeterli mi?
Elbette bir araya gelip konuşup bir yol haritası ortaya koymak, güçleri birleştirmek gerek. Buna bir diyeceğim yok lakin buradaki kurumlar görevlerini yeterince ve layığı ile yapabiliyor mu? İşte önce buna bakmak lazım.
Bence eksik bu…
EYVALLAH…







Eksiklerimizi bu kadar kısa bitirdiğim için teşekkürü edeyim yoksa eksiklerine devam et diyeyim mi bilemiyorum.
Bildiğim bizlerin çooooook fırın ekmek yemesi gereğidir.
Gönül isterdiki siz ve sizin gibi bodrum için çaba harcayan insanlarin uyarılarını dikkate alıp hep beraber bir ćözüm masası etrafında toplanıp ortaklaşabilsinlet ama görünen o ki herkes günü kurtarmak peşinde.Bir dinlemeyi öğrenseler hersey çok daha kolay ćözülecek
Bodrum maalesef Özgün Turizmiyle var olan bir tatil kenti olmaktan çok uzaktadır. Şans vardı. Yapılabilirdi, ama küçük (bazılarına göre büyük) hesaplar ve plansızlık yüzünden bu imkan kaçtı. Sorduğunuz son sorulara cevap verilmediği ve fosilleşmiş hatalar yapılmaya devam ettiği süre de bu kandırmaca devam edecektir. Güce! sahiplerin zihniyeti (iktidar veya muhalefet, yerli veya yabancı fark etmez) değişmedikçe, paranın gücü ülkemizin pek çok yerinde olduğu gibi Bodrum Yarımadasında da hakimiyetini istediği gibi sürdürecektir. Özel sektör, siyaset, merkez ve yerel yönetim ilişkisi Bodrum’da henüz irdelenmeye başlamamıştır.
Üç-beş yapı! ve birkaç kuruş! için boşa akan yıllara yazık olmuştur.