TEK BİR ANNEDEN: “Johnnieler ile Mehmetler” – Serdar Anlağan “SOKAK” yazıları…
Bu yayımda Serdar Anlağan’ın şiirini, Türkçe çevirisiyle yan yana ve bir okuma metniyle birlikte sunuyoruz. Sunum ve okuma şiirden önce yer alıyor; şiir en sonda…
GİRİŞ…
Çanakkale’de düşman askerleri de aynı toprağa düştü ve Atatürk’ün bu gerçeğe yaklaşımı — aktarılan sözcüklerin birebir kesinliği tartışmalı olsa da — tarihte eşine az rastlanır bir tutumdu: karşı cephenin ölen genç insanlarını da onurlandırmak, düşmanı da adeta bu toprağın evlâdı saymak.
Serdar Anlağan’ın şiiri buradan yola çıkar ama sizi tahmin ettiğiniz istikamete doğru götürmez: mitokondriyal DNA’ya gider, Sümer’in yer altı tanrıçasına, Sokrates’in son saatlerine, matematik soyutlamasının en uç noktasına ilerler çünkü birbirinden uzak görünen bu dillerde aynı şarkı söylenir: “Hepimiz aynı anneden geldik.” Evrimsel biyoloji bu teorinin kanıtlarını tartışırken, mitoloji bunu çok daha önceden beri hissediyordu. Burada şiir iki dilde yan yana, bir okuma metniyle birlikte sunuldu. Kolay bir okuma değil; ama ciddi bir soru var ortada: kök ortaksa, düşmanlık nereden geliyor?
TEK BİR ANNEDEN: BİLİM, MİTOLOJİ VE MATEMATİKLE ÖRÜLÜ BİR ŞİİRİN İZİNDE
Bazı şiirler bir duygudan, bazıları bir anıdan, bazılarıysa bir sorudan doğar. Serdar Anlağan’ın bu şiiri —on ikinci bölümden yirmi ikinciye uzanan kısmıyla— üçüncü türe aittir: şairin sorusu, bütün varlığın kökeninde ortak bir zemin olup olmadığıdır. Ve bu soruyu yanıtlamak için seçtiği araçlar alışılmadık ölçüde değişkendir: mitokondriyal DNA, kategori teorisi, Sümer mitolojisi, Çanakkale savaşı, Sokrates’in ölümü, Pegasus miti, Eleusis gizemleri… Bir bütün olarak okunduğunda, bu şiir aslında tek bir argüman kurar: Ayrımlar yanılsamadır; hepimiz aynı şeyden yapılmışız.
BİYOLOJİK EVRENSELLİK: ORTAK ANNENİN İZİ
Şiir, on ikinci bölümde bilimle açılır. “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” — Atatürk’ün dış politika ilkesinin İngilizcesi — ve ardından bir üçüncü satır: “Peace in the universe.” Şair barışı dünyayla sınırlamaz, evrene taşır. Hemen akabinde biyoloji devreye girer: hücre çekirdeğinde değil, mitokondride saklı bilgi. Bu, bilim dünyasında “Mitokondriyal Havva” hipotezi olarak bilinen teoriye göndermedir. Mitokondriyal DNA yalnızca anneden çocuğa geçer; değişmez, karışmaz. Bu DNA’nın farklı insan topluluklarındaki varyasyonları geriye doğru izlendiğinde, tüm insanlığın ortak bir kadın ataya dayandığı hesaplanmıştır. Şiirdeki “iki yüz altmış bin yıl önce” ifadesi bu ıraksak evrim (divergence) noktasına işaret eder.
On üçüncü bölüm bu zemine dikilen ilk yapıdır. Biyokimyadan bir kavram: ubiquitylasyon — küçük bir proteinin bir başka proteini işaretlemesi. Ardından mitokondri yeniden sahneye çıkar: organik maddeyi enerjiye dönüştüren organeller. Şiir birdenbire iki şeyi aynı anda söyler: hücrelerimizin işleyişinde birbirimizden farkımız yoktur ve…
“No difference between
The Johnnies and the Mehmets to us
Where they lie side by side
Here in this country of ours”
Bu mısralar, Atatürk’ün Gelibolu’yu ziyaret eden İngiliz ve Anzak annelere hitaben bir Avustralya gazetesine yazdığı metnin içeriğine atfen İngilizcede barış ve şefkat mesajı olarak yayılmış ve kabul görmüştür. Serdar Anlağan şiirinde, tüm insanlığın tek bir anneden geldiğini söyleyen bilimi, iki düşman cepheden askerlerin yan yana yattığı bir toprak parçasıyla birleştirir. Soyutlama ile somut tarih arasındaki köprü burada kurulur: mitokondriyal birlik, Çanakkale’deki insani birliğin öncülüdür.
MATEMATİĞİN SESİ: SOYUTLAMA EVRENSELLEŞTİĞİNDE
On dördüncü bölümden on sekize kadar şiir matematiksel bir alana girer. Ama bu matematik, derslik havası taşımaz, şiirsel imgelere dönüşür. Bu bölüm, yalnızca tek bir yüzeyi ve tek bir sınırı olan bir yüzeyden söz eder: Möbius şeridi. İçini ve dışını birbirinden ayırmanın imkânsız olduğu bu topolojik cisim, şiirin “ayrımlar yanılsamadır” argümanının geometrik karşılığıdır. Ardından “oklar” gelir: iki farklı nesne arasındaki oklar, küme olması zorunlu olmayan nesneler… Bu, yirminci yüzyılın en soyut matematik dallarından biri olan kategori teorisinin dilidir. Nesneler ve aralarındaki ilişkiler (morfizmler, yani oklar) — küme olmak zorunda değiller, sadece birbirleriyle belirli kurallara göre bağlanmış olmaları yeter.
On beşinci bölüm, kategori teorisindeki “End” (Uç/Son) kavramını ele alır. Bu, bir işlevsel yapının içe katlanmış biçimidir; evrensel bir dönüşüm. Şair burada hem matematiksel bir terimi hem de varoluşsal bir imgeyi çakıştırır: her şeyin bir “Son”u vardır ve bu son, tek bir sabit nesneye yazılır.
On yedinci bölümde şiirin en eğlenceli referanslarından biri belirir: “abstract nonsense.” Bu, matematik tarihinde Saunders Mac Lane ve başka matematikçilerin kategori teorisi için alaycı bir biçimde kullandığı, zamanla teorinin kendisini tanımlayan teknik bir terime dönüşmüş ifadedir. Şiir bunu dünyanın dört yönüne —Doğu, Batı, Güney, Kuzey— yayar: soyutlama, her yerde eşit geçerlidir. Dalga geçmek için değil, metot olarak anılır.
On sekizinci bölümde bütün bu semboller tek bir çerçevede buluşur: boş küme (“hiçbir eleman içermeyen özgün küme”), son harfler, elektrik direncinin birimi Ohm (Ω) ve yıldız parlaklığının ölçeği. Omega hem Yunan alfabesinin son harfidir hem elektrik direncini simgeler hem de kozmolojide evrenin yoğunluk parametresini gösterir. Şiir bu üst üste binmelerde yeniden anlam üretir: simgeler tek bir gösterge değildir, onlara yüklenen anlam katmanlar içerir. Ve son mısra: “hiçbir yerde insanların birine ya da bir yemine adanmadığı bir ülke yoktur.” Yeminin kendisi de evrenseldir.
MİTOLOJİ KATMANI: YER ALTINDAN GELEN SESLER
Şiirin mitolojik kısmı on dokuzuncu bölümden başlar. Sümer mitolojisinin yer altı kraliçesi Ereşkigal sahneye çıkar: “Aşağıdakinin Hanımı.” Ardından Hieros Gamos, kutsal evlilik ritüeli — eril ok ve dişil kadeh. Sonra şafağı doğuran tanrıça: Eos. Ama bu figürler retorik süsleme değildir; şiir onları kategori teorisinin bıraktığı boşluklara yerleştirir. “Sağ koldan sola-Ve sol koldan sağa” ifadeleri hem mitolojik yönelim hem matematiksel kompozisyon yönüdür.
Yirminci bölüm en yoğun olanıdır. “Hızlı ve konvülsiyonsuz (havale veya nöbet, çırpınma ve kasılmalar) bir sıçrayışla beni uyutacak kılavuz” — bu, Platon’un Phaidon diyalogunda anlatılan Sokrates’in ölümüdür: baldıran zehri, bacaklardan yukarı çıkan yavaş uyuşma, spazmik olmayan, sakin bir son. “Sinek kaydı traşlı Hermes, başlangıç kapılarının yanında” — Hermes, ruhları ölüler diyarına taşıyan tanrıdır (psychopompós -ruhların kılavuzu). “Başlangıç kapıları” antik olimpiyat yarışlarının çıkış noktasına, ama aynı zamanda ölümün eşiğine göndermedir. Hemen ardından atalardan gelen bir gelenek: ölüp gidenler hakkında kötü söz söylememek. Mykene’nin ünlü Aslan Kapısı, zafer ve ölüm. Ve beklenmedik bir gözlem: poligaminin verimliliğe yol açmadığı.
Yirmi birinci bölüm dört ayrı fragmana ayrılır. Tholos‘un (antik Yunan’ın dairesel kutsal yapısının) tabanına çizilmiş gök cisimleri haritası: bilgi gizeme dönüşür. Ustası gibi aynı adı taşıyan bir genç — eti görünce hemen kapan bir köpek— Kinizmin hayvansal dürüstlüğünü simgeler. Kharon‘un (yeraltı dünyasının — Hades’in krallığı— sandalcısıdır ve ölenlerin ruhlarını Styx ve Acheron nehirlerinden geçirir) kayığını seyrüsefer edene verilen talimat: “Yelken direğini bastırma, sadece bırak, kendi ağırlığıyla düşsün” — ölüm ırmağını geçmek için teknik bir not, absürt ve dokunaklı. Ve Pegasus: toynağıyla toprağa vurup Hippocrene pınarını— Müzlerin kaynağını fışkırtan kanatlı at. Yaratı, yere vurulan sert bir darbeden sudur eder. ” Son mesele insana hep perdelidir” — şiir, bilginin sınırını kabul eder.
SON BÖLÜM: GÜNEŞ, YILAN VE TERK EDİLMİŞLİK
Yirmi ikinci ve son bölüm, şiirin bütün katmanlarını tek bir noktada toplar. Güneş ile Yılan — Mısır mitolojisinde Ra ile Apep’in ebedi mücadelesi, ama aynı zamanda Trak-Daç geleneğinde kutsal simgeler. Üç ya da dokuz — farklı efsanelere göre değişen kutsal sayılar, birden fazla mitolojide beliren evrensel örüntü. Maddenin illüzyon olduğuna inanmak — Hint felsefesindeki Maya kavramı, Platon’un mağara alegorisi, Budist Sunya.
” Tanrı olarak tapılan gerçek bir hayvan” — Mısır’da Apis boğası, tanrıların hayvan bedenlerinde görünümü. ” Kimliği belirsiz bir düzeltmen” — kutsal metinlere kim imzasını attı? Savaştan dönen bir adam, “Kutsal şeyleri açıklayan o adam” terk edilmiş: “You have forsaken me (Beni terk ettin)” —İsa’nın çarmıhta son sözleri (Eli, Eli, lema sabachthani?) yorgun bir savaşçının ifadeleridir.
Ve son mısra: “Until not one iota of differences — Ta ki bir iota kadar fark kalmayana dek.” İota, Yunan alfabesinin en küçük harfidir; “iota kadar fark bile yok” deyiminin kökeni (İbrani alfabesindeki yud ve Arap alfabesindeki vav). İota, aynı zamanda matematikte enjeksiyon (içe gömme) sembolü. Şiir, tam da başladığı yerde biter: farklar yok olana dek.
ŞİİRİN MİMARİSİ
Bu şiiri okurken fark edilen şey, alıntılanan disiplinlerin —matematik, biyoloji, mitoloji, tarih— yalnızca metni zenginleştirmek için kullanılmadığıdır. Her biri, aynı argümanın farklı dildeki versiyonudur. Mitokondriyal DNA biyolojide ne söylüyorsa, kategori teorisi matematikte aynı şeyi söyler: nesneler değil, aralarındaki ilişkiler önemlidir; ayrımlar yapısal değil, bakış açısına görelidir. Atatürk’ün Çanakkale sözleri tarihin dilinde aynı şeyi söyler. Ereşkigal ile Eos mitolojinin dilinde aynı şeyi.
Şair bu disiplinleri sentezlemez — birleştirerek tek bir homojen anlam üretmez yani senkretizme düşmez. Onları yan yana koyar, titreşmelerini izler. Anlam bu titreşimde doğar. Bu nedenle bu şiir hem zor hem erişilebilirdir: her okur kendi katmanından girebilir. Mitoloji bilenler oradan, matematik bilenler oradan, Atatürk’ün o mektubunu bilenler başka bir kapıdan.
Ve hepsinin ardında tek bir soru kalır: Hepimiz aynı anneden geliyorsak, aynı matematiği paylaşıyorsak, aynı ölüme gidiyorsak — ayrımlarımız nereden geliyor ve ne zaman sona erecek?
ŞİİR
| 12.
Bilginin örgütlenmesindeki Temel Her şeyin Yaratılışı ve gelişimi bakımından Yurtta sulh, cihanda sulh Evrende sulh Fiziksel genetikte ayrılmaz biçimde bağlı Ve ana soylarının ıraksamasına İki yüz altmış bin yıl önce yerleşmiş Hücrenin çekirdeğine değil Mitokondriye
13. Aktivasyon, aktarım, sonlandırma Bir proteinin polipeptit zinciri sentezi sonrası gelişen Küçük bir proteinle Eşdeğer bağlanmayla değiştirilmesi Çünkü bunların asıl işlevleri Organik maddeleri enerjiye dönüştürmektir İlkesel olarak bile Birbirinden ayırt edilemeyen parçacıklar Johnnieler ile Mehmetler arasında Fark yok bize göre Yan yana uzandıkları Bu topraklarda Bizim ülkemizde
14. Yalnızca bir yüzü Ve yalnızca bir sınırı olan Bir yüzey Birleşik ya da müttefik Simetrik ya da asimetrik Çarpımsal ya da aritmetik İlkesel olarak bile Birbirinden ayırt edilemeyen parçacıklar Fonksiyon olmak zorunda da değil Ve genellikle İki farklı nesne arasındaki Oklar olarak düşünülür Küme değil
15. Bir Son Bir tümeldir Çapraz-doğal bir dönüşümdür O Son Sabit bir nesneye Yalnızca bir nesneyle Yazılır
16. Yaratımla gelir Anlayış Dümdüz veya eğri Tutarlılıkta Saklı Tüm yönleri tersine çevirerek İki matematiksel yapı arasındaki Yapı-koruma sürecinin Soyutlaması olan kategori Yani bu Kanıtlar Karşıt yöne ilerleyişi Rol değiştirmiş Buluşmalar ve birleşmelerle
17. Dosdoğru dik gözlerini Kısmen enerjiye, kısmen zihne Ve küçümsemekten çok Gereğini yerine getir Doğu’da Batı’da Güney’de Kuzey’de Öyle veya böyle Soyut saçmalıkla doğrulanır
18. Hiçbir eleman içermeyen Biricik küme Dürüstlük Esasen aynı Kategorilerin eşdeğerliği Diye adlandırılan bir durum Ve son harfi Elektrik direncinin birimi Bir yıldızın parlaklık sıralaması Ancak o zaman bunları birleştirebiliriz Ve insanların birine ya da Bir yemine adanmadığı Hiçbir ülke yoktur
19. Yaşamı gördü Ve gürzüyle amansızca Kafatasını parçaladı Ya da en azından ilk kez Özel olarak işaretledi Aşağıdakinin Hanımı Hieros Gamos Ok Kadehin içine Buradaki tozu eşelemek için Aydınlıkta Muhafız rolünü yüklenir Şafağı doğuran Sağ koldan sola Ve sol koldan sağa
20. Aşk Uykuma kılavuz ol Hızlı ve çırpınmadan bir sıçrayışla Bu kılıçla yanlarımı parçaladığımda Uyarı! Seni kim tuzağa düşürdü? Sinek kaydı tıraşlı Hermes Başlangıç kapılarının yanında Söylenmemiş sözler Eskiler arasında bir gelenekti Ölenler hakkında kötü konuşmamak Mykene’nin ünlü Aslan Kapısı Zaferin simgesi Poligami, görüldüğü gibi, bereket vermedi
21. *Opus; Gök cisimlerinin Gerçek seyrinin nesnel bilgisi Tholos’un tabanına çizilmişti
*Ölüm yatağında Ustasının adıyla anıldı O genç Zira et parçaları gösterildiğinde hemen kapardı
* Doğaya duyulan saygının göstergesi olarak Nefes Yelken direğini bastırma, bırak dikey düşsün Kendi ağırlığıyla Ölümün suları üzerinden Sonsuza dek iç çekebilmem için
*Toynağıyla yere vurdu Ve Müzlerin gözdesi oldu Ama son Son mesele insana hep perdelidir
22. *Güneş ve Yılan Bilenler için dediler ki Farklı efsanelere göre Üç ya da dokuz Maddenin bir ilüzyon olduğu
*Tanrı olarak tapılan gerçek bir hayvan Kimliği belirsiz bir düzeltmen Madde madde tartışıldı Türk tarafından yağmalanarak, zamanında Kutsal şeyleri açıklayan o adam Savaştan dönerken Beni terk ettin Mystae’nin denizine Öldürüp sonsuza dek unutarak Eskiyi yıkıp yeniyi kurarken Gelecek günler için Ta ki bir iota kadar fark kalmayana dek
|
12.
A basis for the organisation of knowledge In the respect of the creation and development Of all things Peace at home, peace in the world Peace in the universe Inextricably linked to the physical gene And placed the divergence of the maternal lineages Two hundred and sixty thousand years ago Which is not located in the nucleus of the cell But in the mitochondria
13. Activation, transfer, finalization Whereby a protein is post-translationally modified by Covalent attachment of a small protein Because their primary function is To convert organic materials into energy Particles that cannot be distinguished from one another Even in principle No difference between, The Johnnies and the Mehmets to us Where they lie side by side Here in this country of Ours
14. A surface With only one side and only one boundary United or allied Symmetric or antisymmetric Multiplicative or arithmetic Particles that cannot be distinguished from one another Even in principle Need not be functions at all And are usually thought as Arrows between two different objects Which need not be sets
15. An End Is a universal Is a dinatural transformation The End Is written Into a fixed object With just one object
16. Cum with creation See With a vertical or slanted Hidden in Coherence property The category formed by reversing all the Abstraction of a structure-preserving process Between two mathematical structures That is Proofs run in the opposite direction That meets and joins have their roles Interchanged
17. Remains stable with the eyes looking straight ahead Part energy and part mind And satisfies the following Rather than as a derogatory designation In the East In the West In the South In the North Such and such is true by abstract nonsense
18. The unique set which contains No elements Righteousness Essentially the same A situation is called Equivalence of categories And last letters Unit of electrical resistance As a ranking of a star’s brightness We can then compose these And there is no country where people are not devoted To one or To the Oath
19. He saw life And with his merciless club He smashed her skull Or at least noted as special For the first time Lady of that which is below Hieros Gamos The arrow Into the chalice To dig the dust enclosed here In front of light Plays the role of guardian Begetter of the dawn From the right-hand side And right from the left-hand side
20. Love Guide to put me to sleep With a quick and unconvulsive leap When I tear apart my sides with this sword Warning! Who set you up? Clean-shaven Hermes By the starting-gates Words unspoken It was a custom among the ancients Not to speak ill of those who were passing away The famous Lion’s gate at Mycenae Symbol of victory Polygamy, you see, does not result in fertility
21. *Opus; The objective knowledge of the True course of celestial bodies Was outlined on the floor of the Tholos
*On his death-bed Name like his Master The youth For when pieces of meat were shown to him, he dug in right away
*As a tribute due unto nature Breath Don’t push the pole down, just let it drop vertically Across the waters of death So I can sigh eternally
*Struck the ground with his hoof And to be favoured with muses But the last Last matter is always veiled from human beings
22. *The Sun and the Serpent They said that, for those who knew Three or nine in number according to different legends To believe that matter is an illusion
*A real animal worshipped as a god An unknown redactor Debated point by point By the Turk plundered in the time of The man who declared the sacred things On his way back from the war You have forsaken me To the sea Mystae Having killed, forgotten forever and You set up having brought down the old For future days Until not one iota of differences
Serdar Anlağan / 2005
“Analiz metninde Claude Sonnet 4.6 (Anthropic) kullanılmıştır” |




