TEK BİR ANNEDEN: “Johnnieler ile Mehmetler” – Serdar Anlağan “SOKAK” yazıları…

Yayınlama: 15.06.2026
298
A+
A-

Bu yayımda Serdar Anlağan’ın şiirini, Türkçe çevirisiyle yan yana ve bir okuma metniyle birlikte sunuyoruz. Sunum ve okuma şiirden önce yer alıyor; şiir en sonda…

GİRİŞ…

Çanakkale’de düşman askerleri de aynı toprağa düştü ve Atatürk’ün bu gerçeğe yaklaşımı — aktarılan sözcüklerin birebir kesinliği tartışmalı olsa da — tarihte eşine az rastlanır bir tutumdu: karşı cephenin ölen genç insanlarını da onurlandırmak, düşmanı da adeta bu toprağın evlâdı saymak.

Serdar Anlağan’ın şiiri buradan yola çıkar ama sizi tahmin ettiğiniz istikamete doğru götürmez: mitokondriyal DNA’ya gider, Sümer’in yer altı tanrıçasına, Sokrates’in son saatlerine, matematik soyutlamasının en uç noktasına ilerler çünkü birbirinden uzak görünen bu dillerde aynı şarkı söylenir: “Hepimiz aynı anneden geldik.” Evrimsel biyoloji bu teorinin kanıtlarını tartışırken, mitoloji bunu çok daha önceden beri hissediyordu. Burada şiir iki dilde yan yana, bir okuma metniyle birlikte sunuldu. Kolay bir okuma değil; ama ciddi bir soru var ortada: kök ortaksa, düşmanlık nereden geliyor?

TEK BİR ANNEDEN: BİLİM, MİTOLOJİ VE MATEMATİKLE ÖRÜLÜ BİR ŞİİRİN İZİNDE

Bazı şiirler bir duygudan, bazıları bir anıdan, bazılarıysa bir sorudan doğar. Serdar Anlağan’ın bu şiiri —on ikinci bölümden yirmi ikinciye uzanan kısmıyla— üçüncü türe aittir: şairin sorusu, bütün varlığın kökeninde ortak bir zemin olup olmadığıdır. Ve bu soruyu yanıtlamak için seçtiği araçlar alışılmadık ölçüde değişkendir: mitokondriyal DNA, kategori teorisi, Sümer mitolojisi, Çanakkale savaşı, Sokrates’in ölümü, Pegasus miti, Eleusis gizemleri… Bir bütün olarak okunduğunda, bu şiir aslında tek bir argüman kurar: Ayrımlar yanılsamadır; hepimiz aynı şeyden yapılmışız.

BİYOLOJİK EVRENSELLİK: ORTAK ANNENİN İZİ

Şiir, on ikinci bölümde bilimle açılır. “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” — Atatürk’ün dış politika ilkesinin İngilizcesi — ve ardından bir üçüncü satır: “Peace in the universe.” Şair barışı dünyayla sınırlamaz, evrene taşır. Hemen akabinde biyoloji devreye girer: hücre çekirdeğinde değil, mitokondride saklı bilgi. Bu, bilim dünyasında “Mitokondriyal Havva” hipotezi olarak bilinen teoriye göndermedir. Mitokondriyal DNA yalnızca anneden çocuğa geçer; değişmez, karışmaz. Bu DNA’nın farklı insan topluluklarındaki varyasyonları geriye doğru izlendiğinde, tüm insanlığın ortak bir kadın ataya dayandığı hesaplanmıştır. Şiirdeki “iki yüz altmış bin yıl önce” ifadesi bu ıraksak evrim (divergence) noktasına işaret eder.

On üçüncü bölüm bu zemine dikilen ilk yapıdır. Biyokimyadan bir kavram: ubiquitylasyon — küçük bir proteinin bir başka proteini işaretlemesi. Ardından mitokondri yeniden sahneye çıkar: organik maddeyi enerjiye dönüştüren organeller. Şiir birdenbire iki şeyi aynı anda söyler: hücrelerimizin işleyişinde birbirimizden farkımız yoktur ve…

“No difference between

The Johnnies and the Mehmets to us

Where they lie side by side

Here in this country of ours”

Bu mısralar, Atatürk’ün Gelibolu’yu ziyaret eden İngiliz ve Anzak annelere hitaben bir Avustralya gazetesine yazdığı metnin içeriğine atfen İngilizcede barış ve şefkat mesajı olarak yayılmış ve kabul görmüştür. Serdar Anlağan şiirinde, tüm insanlığın tek bir anneden geldiğini söyleyen bilimi, iki düşman cepheden askerlerin yan yana yattığı bir toprak parçasıyla birleştirir. Soyutlama ile somut tarih arasındaki köprü burada kurulur: mitokondriyal birlik, Çanakkale’deki insani birliğin öncülüdür.

MATEMATİĞİN SESİ: SOYUTLAMA EVRENSELLEŞTİĞİNDE

On dördüncü bölümden on sekize kadar şiir matematiksel bir alana girer. Ama bu matematik, derslik havası taşımaz, şiirsel imgelere dönüşür. Bu bölüm, yalnızca tek bir yüzeyi ve tek bir sınırı olan bir yüzeyden söz eder: Möbius şeridi. İçini ve dışını birbirinden ayırmanın imkânsız olduğu bu topolojik cisim, şiirin “ayrımlar yanılsamadır” argümanının geometrik karşılığıdır. Ardından “oklar” gelir: iki farklı nesne arasındaki oklar, küme olması zorunlu olmayan nesneler… Bu, yirminci yüzyılın en soyut matematik dallarından biri olan kategori teorisinin dilidir. Nesneler ve aralarındaki ilişkiler (morfizmler, yani oklar) — küme olmak zorunda değiller, sadece birbirleriyle belirli kurallara göre bağlanmış olmaları yeter.

On beşinci bölüm, kategori teorisindeki “End” (Uç/Son) kavramını ele alır. Bu, bir işlevsel yapının içe katlanmış biçimidir; evrensel bir dönüşüm. Şair burada hem matematiksel bir terimi hem de varoluşsal bir imgeyi çakıştırır: her şeyin bir “Son”u vardır ve bu son, tek bir sabit nesneye yazılır.

On yedinci bölümde şiirin en eğlenceli referanslarından biri belirir: “abstract nonsense.” Bu, matematik tarihinde Saunders Mac Lane ve başka matematikçilerin kategori teorisi için alaycı bir biçimde kullandığı, zamanla teorinin kendisini tanımlayan teknik bir terime dönüşmüş ifadedir. Şiir bunu dünyanın dört yönüne —Doğu, Batı, Güney, Kuzey— yayar: soyutlama, her yerde eşit geçerlidir. Dalga geçmek için değil, metot olarak anılır.

On sekizinci bölümde bütün bu semboller tek bir çerçevede buluşur: boş küme (“hiçbir eleman içermeyen özgün küme”), son harfler, elektrik direncinin birimi Ohm (Ω) ve yıldız parlaklığının ölçeği. Omega hem Yunan alfabesinin son harfidir hem elektrik direncini simgeler hem de kozmolojide evrenin yoğunluk parametresini gösterir. Şiir bu üst üste binmelerde yeniden anlam üretir: simgeler tek bir gösterge değildir, onlara yüklenen anlam katmanlar içerir. Ve son mısra: “hiçbir yerde insanların birine ya da bir yemine adanmadığı bir ülke yoktur.” Yeminin kendisi de evrenseldir.

MİTOLOJİ KATMANI: YER ALTINDAN GELEN SESLER

Şiirin mitolojik kısmı on dokuzuncu bölümden başlar. Sümer mitolojisinin yer altı kraliçesi Ereşkigal sahneye çıkar: “Aşağıdakinin Hanımı.” Ardından Hieros Gamos, kutsal evlilik ritüeli — eril ok ve dişil kadeh. Sonra şafağı doğuran tanrıça: Eos. Ama bu figürler retorik süsleme değildir; şiir onları kategori teorisinin bıraktığı boşluklara yerleştirir. “Sağ koldan sola-Ve sol koldan sağa” ifadeleri hem mitolojik yönelim hem matematiksel kompozisyon yönüdür.

Yirminci bölüm en yoğun olanıdır. “Hızlı ve konvülsiyonsuz (havale veya nöbet, çırpınma ve kasılmalar) bir sıçrayışla beni uyutacak kılavuz” — bu, Platon’un Phaidon diyalogunda anlatılan Sokrates’in ölümüdür: baldıran zehri, bacaklardan yukarı çıkan yavaş uyuşma, spazmik olmayan, sakin bir son. “Sinek kaydı traşlı Hermes, başlangıç kapılarının yanında” — Hermes, ruhları ölüler diyarına taşıyan tanrıdır (psychopompós -ruhların kılavuzu). “Başlangıç kapıları” antik olimpiyat yarışlarının çıkış noktasına, ama aynı zamanda ölümün eşiğine göndermedir. Hemen ardından atalardan gelen bir gelenek: ölüp gidenler hakkında kötü söz söylememek. Mykene’nin ünlü Aslan Kapısı, zafer ve ölüm. Ve beklenmedik bir gözlem: poligaminin verimliliğe yol açmadığı.

Yirmi birinci bölüm dört ayrı fragmana ayrılır. Tholos‘un (antik Yunan’ın dairesel kutsal yapısının) tabanına çizilmiş gök cisimleri haritası: bilgi gizeme dönüşür. Ustası gibi aynı adı taşıyan bir genç — eti görünce hemen kapan bir köpek— Kinizmin hayvansal dürüstlüğünü simgeler. Kharon‘un (yeraltı dünyasının — Hades’in krallığı— sandalcısıdır ve ölenlerin ruhlarını Styx ve Acheron nehirlerinden geçirir) kayığını seyrüsefer edene verilen talimat: “Yelken direğini bastırma, sadece bırak, kendi ağırlığıyla düşsün” — ölüm ırmağını geçmek için teknik bir not, absürt ve dokunaklı. Ve Pegasus: toynağıyla toprağa vurup Hippocrene pınarını— Müzlerin kaynağını fışkırtan kanatlı at. Yaratı, yere vurulan sert bir darbeden sudur eder. ” Son mesele insana hep perdelidir” — şiir, bilginin sınırını kabul eder.

SON BÖLÜM: GÜNEŞ, YILAN VE TERK EDİLMİŞLİK

Yirmi ikinci ve son bölüm, şiirin bütün katmanlarını tek bir noktada toplar. Güneş ile Yılan — Mısır mitolojisinde Ra ile Apep’in ebedi mücadelesi, ama aynı zamanda Trak-Daç geleneğinde kutsal simgeler. Üç ya da dokuz — farklı efsanelere göre değişen kutsal sayılar, birden fazla mitolojide beliren evrensel örüntü. Maddenin illüzyon olduğuna inanmak — Hint felsefesindeki Maya kavramı, Platon’un mağara alegorisi, Budist Sunya.

” Tanrı olarak tapılan gerçek bir hayvan” — Mısır’da Apis boğası, tanrıların hayvan bedenlerinde görünümü. ” Kimliği belirsiz bir düzeltmen” — kutsal metinlere kim imzasını attı? Savaştan dönen bir adam, “Kutsal şeyleri açıklayan o adam” terk edilmiş: “You have forsaken me (Beni terk ettin)” —İsa’nın çarmıhta son sözleri (Eli, Eli, lema sabachthani?) yorgun bir savaşçının ifadeleridir.

Ve son mısra: “Until not one iota of differences — Ta ki bir iota kadar fark kalmayana dek.” İota, Yunan alfabesinin en küçük harfidir; “iota kadar fark bile yok” deyiminin kökeni (İbrani alfabesindeki yud ve Arap alfabesindeki vav). İota, aynı zamanda matematikte enjeksiyon (içe gömme) sembolü. Şiir, tam da başladığı yerde biter: farklar yok olana dek.

ŞİİRİN MİMARİSİ

Bu şiiri okurken fark edilen şey, alıntılanan disiplinlerin —matematik, biyoloji, mitoloji, tarih— yalnızca metni zenginleştirmek için kullanılmadığıdır. Her biri, aynı argümanın farklı dildeki versiyonudur. Mitokondriyal DNA biyolojide ne söylüyorsa, kategori teorisi matematikte aynı şeyi söyler: nesneler değil, aralarındaki ilişkiler önemlidir; ayrımlar yapısal değil, bakış açısına görelidir. Atatürk’ün Çanakkale sözleri tarihin dilinde aynı şeyi söyler. Ereşkigal ile Eos mitolojinin dilinde aynı şeyi.

Şair bu disiplinleri sentezlemez — birleştirerek tek bir homojen anlam üretmez yani senkretizme düşmez. Onları yan yana koyar, titreşmelerini izler. Anlam bu titreşimde doğar. Bu nedenle bu şiir hem zor hem erişilebilirdir: her okur kendi katmanından girebilir. Mitoloji bilenler oradan, matematik bilenler oradan, Atatürk’ün o mektubunu bilenler başka bir kapıdan.

Ve hepsinin ardında tek bir soru kalır: Hepimiz aynı anneden geliyorsak, aynı matematiği paylaşıyorsak, aynı ölüme gidiyorsak — ayrımlarımız nereden geliyor ve ne zaman sona erecek?

ŞİİR

 

12.

Bilginin örgütlenmesindeki

Temel

Her şeyin

Yaratılışı ve gelişimi bakımından

Yurtta sulh, cihanda sulh

Evrende sulh

Fiziksel genetikte ayrılmaz biçimde bağlı

Ve ana soylarının ıraksamasına

İki yüz altmış bin yıl önce yerleşmiş

Hücrenin çekirdeğine değil

Mitokondriye

 

13.

Aktivasyon, aktarım, sonlandırma

Bir proteinin polipeptit zinciri sentezi sonrası gelişen

Küçük bir proteinle

Eşdeğer bağlanmayla değiştirilmesi

Çünkü bunların asıl işlevleri

Organik maddeleri enerjiye dönüştürmektir

İlkesel olarak bile

Birbirinden ayırt edilemeyen parçacıklar

Johnnieler ile Mehmetler arasında

Fark yok bize göre

Yan yana uzandıkları

Bu topraklarda

Bizim ülkemizde

 

14.

Yalnızca bir yüzü

Ve yalnızca bir sınırı olan

Bir yüzey

Birleşik ya da müttefik

Simetrik ya da asimetrik

Çarpımsal ya da aritmetik

İlkesel olarak bile

Birbirinden ayırt edilemeyen parçacıklar

Fonksiyon olmak zorunda da değil

Ve genellikle

İki farklı nesne arasındaki

Oklar olarak düşünülür

Küme değil

 

15.

Bir Son

Bir tümeldir

Çapraz-doğal bir dönüşümdür

O Son

Sabit bir nesneye

Yalnızca bir nesneyle

Yazılır

 

16.

Yaratımla gelir

Anlayış

Dümdüz veya eğri

Tutarlılıkta

Saklı

Tüm yönleri tersine çevirerek

İki matematiksel yapı arasındaki

Yapı-koruma sürecinin

Soyutlaması olan kategori

Yani bu

Kanıtlar

Karşıt yöne ilerleyişi

Rol değiştirmiş

Buluşmalar ve birleşmelerle

 

17.

Dosdoğru dik gözlerini

Kısmen enerjiye, kısmen zihne

Ve küçümsemekten çok

Gereğini yerine getir

Doğu’da

Batı’da

Güney’de

Kuzey’de

Öyle veya böyle

Soyut saçmalıkla doğrulanır

 

18.

Hiçbir eleman içermeyen

Biricik küme

Dürüstlük

Esasen aynı

Kategorilerin eşdeğerliği

Diye adlandırılan bir durum

Ve son harfi

Elektrik direncinin birimi

Bir yıldızın parlaklık sıralaması

Ancak o zaman bunları birleştirebiliriz

Ve insanların birine ya da

Bir yemine adanmadığı

Hiçbir ülke yoktur

 

 

 

 

19.

Yaşamı gördü

Ve gürzüyle amansızca

Kafatasını parçaladı

Ya da en azından ilk kez

Özel olarak işaretledi

Aşağıdakinin Hanımı

Hieros Gamos

Ok

Kadehin içine

Buradaki tozu eşelemek için

Aydınlıkta

Muhafız rolünü yüklenir

Şafağı doğuran

Sağ koldan sola

Ve sol koldan sağa

 

20.

Aşk

Uykuma kılavuz ol

Hızlı ve çırpınmadan bir sıçrayışla

Bu kılıçla yanlarımı parçaladığımda

Uyarı!

Seni kim tuzağa düşürdü?

Sinek kaydı tıraşlı Hermes

Başlangıç kapılarının yanında

Söylenmemiş sözler

Eskiler arasında bir gelenekti

Ölenler hakkında kötü konuşmamak

Mykene’nin ünlü Aslan Kapısı

Zaferin simgesi

Poligami, görüldüğü gibi, bereket vermedi

 

21.

*Opus;

Gök cisimlerinin

Gerçek seyrinin nesnel bilgisi

Tholos’un tabanına çizilmişti

 

*Ölüm yatağında

Ustasının adıyla anıldı

O genç

Zira et parçaları gösterildiğinde hemen kapardı

 

 

* Doğaya duyulan saygının göstergesi olarak

Nefes

Yelken direğini bastırma, bırak dikey düşsün

Kendi ağırlığıyla

Ölümün suları üzerinden

Sonsuza dek iç çekebilmem için

 

*Toynağıyla yere vurdu

Ve Müzlerin gözdesi oldu

Ama son

Son mesele insana hep perdelidir

 

 

 

 

22.

*Güneş ve Yılan

Bilenler için dediler ki

Farklı efsanelere göre

Üç ya da dokuz

Maddenin bir ilüzyon olduğu

 

*Tanrı olarak tapılan gerçek bir hayvan

Kimliği belirsiz bir düzeltmen

Madde madde tartışıldı

Türk tarafından yağmalanarak, zamanında

Kutsal şeyleri açıklayan o adam

Savaştan dönerken

Beni terk ettin

Mystae’nin denizine

Öldürüp sonsuza dek unutarak

Eskiyi yıkıp yeniyi kurarken

Gelecek günler için

Ta ki bir iota kadar fark kalmayana dek

 

 

12.

A basis for the organisation of knowledge

In the respect of the creation and development

Of all things

Peace at home, peace in the world

Peace in the universe

Inextricably linked to the physical gene

And placed the divergence of the maternal lineages

Two hundred and sixty thousand years ago

Which is not located in the nucleus of the cell

But in the mitochondria

 

13.

Activation, transfer, finalization

Whereby a protein is post-translationally modified by

Covalent attachment of a small protein

Because their primary function is

To convert organic materials into energy

Particles that cannot be distinguished from one another

Even in principle

No difference between,

The Johnnies and the Mehmets to us

Where they lie side by side

Here in this country of

Ours

 

14.

A surface

With only one side and only one boundary

United or allied

Symmetric or antisymmetric

Multiplicative or arithmetic

Particles that cannot be distinguished from one another

Even in principle

Need not be functions at all

And are usually thought as

Arrows between two different objects

Which need not be sets

 

 

15.

An End

Is a universal

Is a dinatural transformation

The End

Is written

Into a fixed object

With just one object

 

16.

Cum with creation

See

With a vertical or slanted

Hidden in

Coherence property

The category formed by reversing all the

Abstraction of a structure-preserving process

Between two mathematical structures

That is

Proofs run in the opposite direction

That meets and joins have their roles

Interchanged

 

 

 

17.

Remains stable with the eyes looking straight ahead

Part energy and part mind

And satisfies the following

Rather than as a derogatory designation

In the East

In the West

In the South

In the North

Such and such is true by abstract nonsense

 

18.

The unique set which contains

No elements

Righteousness

Essentially the same

A situation is called

Equivalence of categories

And last letters

Unit of electrical resistance

As a ranking of a star’s brightness

We can then compose these

And there is no country where people are not devoted

To one or

To the Oath

 

 

 

19.

He saw life

And with his merciless club

He smashed her skull

Or at least noted as special

For the first time

Lady of that which is below

Hieros Gamos

The arrow

Into the chalice

To dig the dust enclosed here

In front of light

Plays the role of guardian

Begetter of the dawn

From the right-hand side

And right from the left-hand side

 

20.

Love

Guide to put me to sleep

With a quick and unconvulsive leap

When I tear apart my sides with this sword

Warning!

Who set you up?

Clean-shaven Hermes

By the starting-gates

Words unspoken

It was a custom among the ancients

Not to speak ill of those who were passing away

The famous Lion’s gate at Mycenae

Symbol of victory

Polygamy, you see, does not result in fertility

 

21.

*Opus;

The objective knowledge of the

True course of celestial bodies

Was outlined on the floor of the Tholos

 

*On his death-bed

Name like his Master

The youth

For when pieces of meat were shown to him, he dug in right away

 

*As a tribute due unto nature

Breath

Don’t push the pole down, just let it drop vertically

Across the waters of death

So I can sigh eternally

 

*Struck the ground with his hoof

And to be favoured with muses

But the last

Last matter is always veiled from human beings

 

 

 

22.

*The Sun and the Serpent

They said that, for those who knew

Three or nine in number according to different legends

To believe that matter is an illusion

 

*A real animal worshipped as a god

An unknown redactor

Debated point by point

By the Turk plundered in the time of

The man who declared the sacred things

On his way back from the war

You have forsaken me

To the sea Mystae

Having killed, forgotten forever and

You set up having brought down the old

For future days

Until not one iota of differences

 

 

Serdar Anlağan / 2005

 

“Analiz metninde Claude Sonnet 4.6 (Anthropic) kullanılmıştır”

 

 

Bu yazıyı paylaş !

Shares
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.